Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları

Ahıska ve Ahıskalılar konu edilince Ahıska’nın hemen güneyinde bulunan Ermenistan’ın Türkiye ile sınırını ve sınır kapılarını da incelemek gerekmektedir. 4 No’lu sınır taşından başlayıp 148 No’lu sınır taşında son bulan Türkiye-Ermenistan sınırının toplam uzunluğu 325 km.’dir. Bu sınırda kapalı durumda olan iki sınır kapısı bulunmaktadır: Alican Karayolu Sınır Kapısı ve Akyaka Demiryolu Sınır Kapısı. Alican Karayolu Sınır Kapısı, eskiden Kars’ın bir ilçesi olan Iğdır merkeze bağlı Alican köyünde bulunmaktadır. Akyaka Demiryolu Sınır Kapısı ise Kars’ın Akyaka ilçesine bağlıdır. Eskiden Arpaçay ilçesine bağlı bir nahiye olan Akyaka’nın eski adı Kızılçakçak’dır. Bu nedenle, Akyaka Demiryolu Sınır Kapısı’nın eski adı da Kızılçakçak Kapısı’dır. Halk arasında ise Doğu Kapı olarak bilinmektedir. Ermeniler ise bu kapıya Ahuryan Kapısı adını vermiştir. Söz konusu kapıda demiryolu dışında tali bir köy yolu da bulunmaktadır.

Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılması için ABD ve Avrupa Birliği (AB)’nin Ankara üzerindeki baskılarını giderek arttırdığı bilinmektedir. AB, kapalı kapıları, genişletilmiş Avrupa içinde yer verdiği Ermenistan’ın AB ile entegrasyonunun önünde bir engel olarak görmektedir. Türkiye üzerindeki baskıların artmasına neden olan Ermenistan da sınır kapısının kapalı olmasının ülkesinde ekonomik sıkıntı yarattığını iddia etmektedir. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) verilerine göre, Türkiye-Azerbaycan ambargosu Ermenistan ekonomisine yıllık 570-720 milyon dolarlık bir maliyet yüklemektedir. Sınır kapılarının açılması durumunda Ermenistan’ın ulaşım masrafları yüzde 30-50 azalacak, ihracatı ikiye katlanacak, GSMH’sı yüzde 30-38 artacaktır. Dünya Bankası verilerine göre sınır kapılarının açılması hâlinde Ermenistan’ın ulaşım tasarrufu 6,4-8,4 milyon dolar, enerji tasarufu 45 milyon dolar olacak ve ihracatında 268,9-342,4 milyon dolar artış olacaktır. Böylece, sınır kapılarının açılmasının Ermenistan’a toplam faydası 320,3-395,8 milyon doları bulacaktır. Ermeni iddialarına göre sınır kapılarının açılması Azerbaycan için diplomatik bir darbe olacak ve Ermenistan Karabağ sorununda siyasal bir başarı elde etmiş olacaktır. Diğer taraftan Ermenistan, Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya arasında transit ülke durumuna gelecektir. Türkiye’nin Karadeniz limanlarının, karayolları ve demiryollarının serbestçe kullanımı sayesinde mal dolaşımının temini, Ermenistan’ın Avrupa ekonomik yapılarına entegrasyonunu sağlayacaktır.

AB’ye üyelik için 2004 Aralık ayında müzakere tarihi almaya çalışan ve bu nedenle Ermenistan’la sorunlarını da çözümleyerek masaya oturmak isteyen Türkiye’nin, Güney Kafkasya’ya ağırlık verebileceği ve sınır kapılarıyla Dağlık (Yukarı) Karabağ sorunlarına yoğunlaşabileceği tahmin edilmektedir. Bu bağlamda, son aylarda ABD ve AB ile birlikte Türkiye’nin de Azerbaycan üzerinde baskıyı arttırdığı ve Bakü’nün baskılara boyun eğerek Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasına engel olmamasının sağlanmaya çalışıldığı iddiaları bulunmaktadır. Ancak, söz konusu sınır kapıları, 13 Nisan 2004 tarihinde imzalanan Türkiye-Azerbaycan Ortak Bildirisi’nde yer almayarak iki ülkenin resmî gündemine alınmamıştı. Bunun yanında, Azerbaycan’ın Kars’ta Başkonsolosluk açmasının kesinleşmesi ve Trabzon’da da açmaya niyetlenmesi Bakü’nün Doğu Anadolu’da Ermenistan’a karşı atağa geçtiğinin göstergeleri olmuştur.

1994 yılına kadar süren Azerbaycan-Ermenistan savaşı sonrası Ermenistan’ın işgal ettiği Dağlık Karabağ’dan 40 bin, Azerbaycan’ın diğer yedi vilayetinden 700 bin kişi, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. Böylece, Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisini işgal eden Ermenistan yüzünden Azerbaycan nüfusunun yüzde 13’ü kendi ülkesinde göçmen durumuna düşmüştür. Bu bağlamda, Türkiye, Ermenistan sınır kapılarını Nisan 1993’de, hava sahasını da 1994’de kapatmıştır. Ancak, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı konusunu sadece Dağlık (Yukarı) Karabağ sorunu ve Ermenistan işgaline indirgemek doğru değildir. Çünkü Ermenistan, sınır kapılarının açılmasının Türkiye’nin de çıkarına olduğunu ileri sürmekle birlikte, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası çeşitli dönemlerde Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırı belirleyen 1921 tarihli Kars ve 1920 tarihli Gümrü Antlaşmalarının yürürlükte olmadığı iddiasını tartışmaya açmıştır. Nitekim, Haydat ideolojisini savunan Ermenistan Parlamentosu, 23 Ağustos 1990 tarihinde kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesinde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için ‘Batı Ermenistan’ ifadesine yer vermiş, ‘Ermeni Soykırımı’nın uluslararası alanda tanınması çabalarını desteklemiştir. Ayrıca, Ermenistan Anayasası’nın 13. Maddesinin 2. paragrafında tarif edilen devlet armasında Türkiye’nin bir parçası olan Ağrı Dağı’na yer verilmiştir.

Ermenistan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğünü bile tanımayan politikalarına karşın Türkiye, 16 Aralık 1991 tarihinde Ermenistan’ı tanıyan ilk ülkelerden biri olarak bu ülkenin dünya ile bütünleşmesini sağlayacak olan bütün girişimlere destek vermiştir. Türkiye, Ermenistan’ı tanımasının ardından insanî yardımda bulunmuştur. Toprakları üzerinden üçüncü ülkelerin insanî yardım malzemesi göndermesine imkân tanımıştır. Türkiye, Ermenistan’ı 25 Haziran 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne kurucu üye olarak davet etmiştir. İstanbul’da Ermenistan’ın Karadeniz Ekonomik İşbirliği teşkilâtı bünyesinde diplomatik misyon açmasına ve diplomat bulundurmasına da izin verilmiştir.
Günümüzde Ermenistan havayollarının Erivan-İstanbul güzergâhında sefer yapmasına müsaade edilmektedir. Ermenistan’a sefer yapan uluslararası havayolu şirketlerine ait uçaklar Türk hava sahasını kullanmaktadır. Gürcistan üzerinden Doğu Karadeniz’den Ermenistan’a düzenli yolcu otobüsü seferleri yapılmaktadır. Ermenistan’ın Trabzon limanını ithalat-ihracat için kullanmasına izin verilmektedir. Uygulamaya konulan sınırda vize rejimi ile Türkiye’ye girişin önündeki zorluklar kaldırılmıştır. Türkiye’de Ermenistan vatandaşı yaklaşık 30 bin kişinin kaçak olarak çalışmasına göz yumulmaktadır. Türkiye’de yapılan ulusalarası spor karşılaşmalarına ve kültürel faaliyetlere Ermenistan vatandaşları katılabilmektedir. Ermenistan’ın sınırların kapalı olmasından dolayı mağdur olduğu iddialara karşın, günümüzde Türk ve Ermeni işadamları tarafından 20 civarı ortak firma faaliyettedir ve Türkiye ile Ermenistan arasında Gürcistan ve İran üzerinden gerçekleşen bir ticaret bulunmaktadır. Resmî olmayan verilere göre iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 50 ile 200 milyon dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Görüldüğü gibi iki ülke arasındaki dış ticaret hacminde sağlıklı verilerin olmaması resmî olmayan verilerin çıkarlara uygun olarak yükseltilmesini veya düşürülmesini de getirmektedir.

Söz konusu olumlu adımlar gözönünde bulundurulduğunda Türkiye’nin Ermenistan’a abluka uyguladığı iddialarının tutarsızlığı ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin olumlu adımlarına artık Ermenistan’ın karşılık vermesi gerekmektedir. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıdığını, ‘soykırım’ tezlerini yeniden gözden geçireceğini ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekileceğini resmen açıklaması Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasını ve Güney Kafkasya’da istikrar ve barışın tesisini sağlayacaktır.


* ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmaları Merkezi), Kafkasya Masası Başkanı.