Ahıska Türklerinin Vatana Dönüşü Yolundaki Gelişmeler

Paşali SEFEROĞLU

Ahıska Türkleri açısından son yıllarda gelişen önemli olaylardan biri, hatta en önemlisi, bu konunun Avrupa Konseyi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Göç, Mülteciler ve Nüfus Komisyonu tarafından gündemde tutulmasıdır.

18 Mart 2005 tarihinde AKPM üyesi İsviçreli Parlamenter Ruth Gaby Vermont Mangolt tarafından hazırlanan “Yerlerinden Edilmiş Mesket (Ahıska Türkleri) Halkının Durumu” başlıklı raporun, AKPM Daimi Komisyonunun Paris’te yapılacak toplantısında görüşüleceği bildirilmişti. Bu raporda, Ahıska Türklerinin günümüzde karşılaştıkları etnik sorunlar etraflı biçimde ele alınmıştır.

Gürcistan, Avrupa Konseyine üye olurken Ahıska Türklerinin Gürcistan’daki topraklarına geri dönüş ve entegrasyonunu sağlamak için mevzuat oluşturmayı taahhüt etmişti. Fakat geçen bunca zaman içinde bu yükümlülüğünü yerine getirmede isteksiz davrandı. Mangolt’un söz konusu raporunda, Gürcistan’ın mevzuat hazırlamada geç kalmasına dikkat çekilmekte ve raporda yer alan karar taslağında, RF ve Gürcistan hükümetleri, Ahıska Türklerinin durumunu iyileştirmek için âcil tedbirler almaya ve evlerine geri dönmek isteyenlerin erken dönüşlerini sağlayacak şartları hazırlamaya çağrılmaktadır. Yine bu raporda, Ahıska Türklerinin geri dönüş sürecinin 2011 yılına kadar tamamlanması gerektiği belirtilmektedir.

Buna  benzer çeşitli siyasî çevrelerden gelen baskılar sonucunda olsa gerek, Gürcistan kanadında “hareket”  göze çarpmaktadır.

Ama bugün bu mesele hangi aşamada şeklindeki bir soruya, kayda değer olumlu bir cevap da yok.

Ahıska Türklerinin 61 yıl önce terk etmek zorunda kaldıkları toprakların bir kısmı, Ermeniler ve Gürcüler tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca Ermeniler, buraları nüfuz bölgesi hâline getirerek, özerk yönetim kurma gayreti içindedirler. Bu ortamda onlar da Ahıska Türklerinin vatana dönüş hareketine karşı çıkmaktadırlar.

Ermenistan ve Ermeni diyasporası, Ahıska Türklerinin bölgeye dönmesinin, iki toplum arasında çatışmalara varan sorunlar yaratabileceğini iddia etmektedir. Yine bu Ermeni çevreleri, Ahıskalıların gelmesiyle Türkiye tehdidinin artacağı konusunda propaganda yaparak, gönüllü olarak Ahıska’ya gidecek Ermenilere destek olunacağını vaat etmektedirler.

Bu şartlar altında, bölgede nüfuzu zayıflamış olan Gürcistan yönetimine düşen görev, Ermeni tehdidini bertaraf edebilmek için, yaşadıkları ülkeye her zaman sadık kalmış olan Ahıska Türklerinin dönüşünü hızlandırmaktır.

Gürcistan’da bazı kesimler, “Ahıska Türklerinin, aslında Gürcü olduğu ve topraklarına Türk olarak dönemeyecekleri, bu yüzden de Gürcü milliyetini kabul etmeleri, Gürcü adı-soyadı almaları ve Gürcüce konuşmaları şartı” nı öne sürmeleri, asla kabul edilemez.  Bu tür iddialarla akıl ve bilim dışı zorlamalar, bazı aşırı çevrelerin kendi milletine ve ülkesine bile bir faydası olmayan boş hayallerden başka bir şey değildir.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Üyelerinden Boris Cilevics, 2005 Martında Tiflis’te yaptığı incelemeler sırasında yaptığı basın toplantısında bu durumu vurgulayan bir açıklamada bulunmuştur. Cilevics, “Bazı Gürcü siyasetçilerin, Ahıska Türklerini Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü, Gürcü toplum yapısını ve kültürünü tehdit eden yabancılar olarak lanse etmeye çalıştığını, bu tutumun kabul edilemez olduğunu ve Gürcistan’ın 1999 yılında Avrupa Konseyi’ne geri dönüş için verdiği sözleri tutması gerektiğini” ifade etmiştir.

Son dönemde, Gürcistan Ermenilerinin kitlesel protesto gösterilerinin giderek artması, Gürcü yönetimini endişeye sevk etmektedir. Gürcistan’ın Cavahet (Ahılkelek) Bölgesini, “Sorunlu bölge” hâline getiren Ermeniler, merkezî yönetimi ve mahallî yetkilileri, kendilerine karşı ayrımcılık yapmakla suçlamaktadırlar. Diğer taraftan Cavahet Ermenilerinin “Vırk” Partisi Başkanı Davis Rstakyan, “Devlet Başkanı Saakaşvili’nin bölgedeki Rus üssünü boşaltarak, buraya Türk askerlerini ve Ahıska Türklerini yerleştirmek istediğini” ileri sürmüştür. Rstakyan ayrıca, bu plânın hayata geçirilmesi durumunda çıkabilecek çatışmalardan da söz ederek, Gürcü yönetimine göz dağı vermektedir.

Cavahet Ermenilerinin şikâyetleri bunlarla da bitmiyor. Tiflis’te kendilerine ait kiliselerin Gürcüleştirildiğini, Ermenilere ait mezar taşlarının değiştirilerek, onların yerine ölen Gürcülerin adları yazılı taşların dikildiğini iddia ediyorlar. Öte yandan, Gürcistan’ın Ermenilere ait tarihî eserleri sahiplendiğini de ileri süren Ermeniler, 1356 tarihinde inşa edilen Surp Astvatsatsin ile 12. ve 13. yüzyıllara ait Surp Yeremian kiliselerinin, Gürcülerin iddialarının aksine Ermeni tarihine ait kiliseler olduğunu belirtiyorlar.

Yüzyıllarca Türk vatanı olan Ahıska’daki Türk mezarlığı veya tarihî Türk eserleri ne alemde? Meseleye birde bu açıdan bakmalı…

Gözlemciler, Ermenilerin kitlesel protesto gösterilerinin giderek artmasını, Ermenilerin sosyal problemlerini siyasîleştirme çabası olarak değerlendirmekte ve olayları sıradan bir siyasî faaliyetin ötesinde, “ayaklanma hazırlığı” olarak yorumlamaktadırlar. Zira Cavahet, Ermeniler tarafından sözde büyük Ermenistan’ın bir parçası olarak kabul edilmektedir. Ermenistan Taşnak Partisi’nin de bu amaçla bölge Ermenilerine maddî yardımda bulunduğu bilinmektedir.

Bazılarına göre, Türkiye, Gürcistan’dan Ahıska meselesinin çözümünü iterken, Rusya da Gürcüleri köşeye sıkıştırmak için Ahıska meselesini bir koz olarak kullanmak istemektedir. Hâlbuki yerinden yurdundan koparılmış bir halkın en tabiî hakkı olan vatana dönüş hareketini çirkin politikaya alet etmemek gerekir. Zira vatana dönüş, bir yanlışın düzeltilmesi, hukukun yerine oturtulmasıdır. Bu hukuk ve insanlık meselesini, politik oyunlara karıştırmamalıdır. Sürgünde yaşayan Ahıskalılar, sürgün üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen geri dönmek istiyorlar ve bu isteklerinde Türkiye’den yardım bekliyorlar.

Yakınlarda Rusya Savunma Bakanlığı’nın yayın organı olan “Kızıl Yıldız (Krasnaya Zvezda)” gazetesi muhabiri Oleg Gorupay, Tiflis ve Ahılkelek (Cavahet)’te bulunan üslerdeki Rus askerî birliklerinin durumuyla ilgili olarak anılan bölgelerde yapmış olduğu gözlemlerini yazdı.

Gorupay yazısında, bölge Ermenilerince kurulan “Bütün Cavak” isimli teşkilâtın Başkan Yardımcısı Gurgen Babayan’ın bir açıklamasına da yer vermektedir. Babayan, Rus birliğinin nakledilmesine karar verilmesi hâlinde, ancak Ermenilerin ölülerinin üzerinden geçebileceklerini, Gürcü askerî birliklerinin Ahılkelek’e yerleştirilmesi durumunda da aynı tepkiyi göstereceklerini söylemektedir.

Bölgeye Ahıska Türklerinin yerleştirilmesi ihtimalinden duyulan rahatsızlığı dile getiren Babayan, Rus askerî birliği yerine “Bakü-Tiflis-Ceyhan” petrol boru hattının güvenliğini sağlamak bahanesiyle Türk askerî birliğinin konuşlandırılabileceğini iddia etmiştir. Babayan, Ahılkelek halkı için tek güvencenin Rus askeri varlığı olduğunu söylemiştir.

Gürcistan, bölgeye Türk askerinin yerleştirileceği yolundaki söylentiyi kesin bir dille yalanlamıştır. Gerçekten de Babayan’ın rüya gördüğü anlaşılmaktadır. Ne Türkiye’nin böyle bir talebi var ne de Gürcistan’ın… Anlaşılan o ki, bölge Ermenileri, sudan bahanelerle bölge ve dünya kamuoyunu kandırmaya çalışmaktadırlar. Çünkü onlar başka hayallerin peşindedir. Bölgede özerk Ermeni yönetimi faaliyeti, herkesçe bilinmektedir.  Ahıska Türklerini, kendi hayallerinin önünde engel görmeleri, hem Türkiye hem de Gürcistan yöneticilerinin, üzerinde dikkatle durmaları gereken bir husustur.

Ermenilerle Tiflis’in arasını geren asıl problem, ekonomik sıkıntı olduğu, herkesin bildiği bir gerçektir.

Ahılkelek Rus Askerî Üssünün hemen yanında yer alan Manveli havaalanı, Rus askerlerince boşaltılmasının ardından Türkiye tarafından restore edilmiştir. Gürcü ordusunun eğitimi ve askerî üslerinin modernizasyonu konusunda ABD ve Türkiye, Gürcistan’a yardım etmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Gürcüstan’a on helikopter vermiş ve ABD de 1500 kişilik özel Gürcü birliğini eğitmiştir. Türkiye, 1995 tarihinden itibaren Gürcüstan’a barış gücü adı altında subay ve gözlemci göndermektedir. Gori Askerî Eğitim Merkezinin restorasyonu da Türkiye tarafından üstlenilmiştir. Türk-ABD askerî eğitim uzmanları, Aleksayava havaalanında askerî pilot eğitimleri vermektedirler. Türkiye, 2002 Martına kadar Gürcüstan’a 14 milyon dolar askeri yardım yapmıştır.[1]

Bu gelişmeler sonucunda köşeye sıkışmış gözüken Gürcistan, çeşitli araçlarla nabız yoklaması yapmaktadır. Son zamanlarda Azerbaycan’daki Ahıska Türklerinin yaşadığı bölgeleri ziyaret eden Gürcistan televizyon ekiplerinin ne kadar iyi niyetli olduğu söylense de, kimsenin buna kandığı sanılmamalıdır. Söz konusu televizyoncular, çekim esnasında Gürcüce bilen Ahıskalı yaşlıları ısrarla konuşturmak istemektedirler. Acaba bu gayretin arkasında hangi niyet yatmaktadır? Bunlar neyi belgelemeye çalışmaktadırlar? Kendilerini gazeteci kılığına sokmuş bu “masum programcılar” herhalde Ahıskalılardan gerekli cevabı almışlardır! Acaba yıllarca yapılan bu araştırmalar sonucunda, böyle bir toplumunun ne kadar iyi niyetli olduğu hâlâ anlaşılamadı mı? Yoksa karşı tarafın niyeti gerçekten bu kadar korkunç mu?  Türk yerine Gürcü Meskhileri veyaGürcü Müslümanları ismi üzerinde ısrar etmenin amacı nedir? Bunlar, Ahıskalılar tarafından gayet iyi bir şekilde bilinmektedir.

Açıkçası, eski komşularımız olan Gürcü dostlarımız, sürgünden önce Türk, Azeri, tatar , sürgüne gönderirken Türk dedikleri Ahıskalıları, şimdi Gürcü asıllı Meskh veya Gürcü Müslümanı yapmayı denemektedirler!

Ahıskalıların 1944 tarihli sürgün kararnamesinde Türk yazılırken herhalde Stalin’in gözüne perde çekilmiş olmalı ki “kendi milletine” bu kadar acıyı reva görmüştür!

Bu konuda boşuna çaba harcamaya, zaman kaybetmeye gerek yok. Kâğıt üzerindeki oyunlarla bu kimliğin değişmeyeceği hâlâ anlaşılmadı mı? Bu halk tarihte Türk’tü, dün de Türk’tü, bugün de Türk’tür; şartlar ne olursa olsun yarın da Türk olarak yaşayacaktır.

Aslen Ahıska Türklerinden oldukları hâlde bu akıl dışı faaliyette piyonluk görevi üstlenenler de var. Sapı bizden olan bu baltaların, yarın hesap vereceklerinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Önemli kararları gerektiğinde yalnızca toplum verir. Bunun örnekleri dünya tarihinde çoktur. Birilerinin bu millet adına tek başına sinsice kararlar vermesi, toplumu kandırması mümkün değildir.

Ahıska Türklerinin özerk ve bağımsız bir devlet olmak gibi bir idealleri yoktur. İstedikleri tek şey, kendi vatanlarında, kendi kimlik ve kültürleriyle, mensup oldukları devletin şerefli birer vatandaşı olarak yaşamaktır.


[1] Lebanidze, T., 11 Eylül Sonrasında Kafkasya’da Güvenlik Alanında İşbirliği Kaçınılmazdır, Stratejik Analiz, Nisan 2002, Cilt:2, Sayı: 24, s. 138.