Ahıska’da Müzik Geleneği

Paşali SEFEROĞLU

Bir zamanlar içinde bulunduğu coğrafyada tarih, kültür, yönetim ve ticaret yönünden önemli bir konuma sahip olan Ahıska Bölgesi kültür hayatında müziğin de hatırı sayılır bir yeri olduğu bilinmektedir. Ne yazık ki 1944 yılında yaşanan sürgün hayatı, bölge halkının sosyal hayatını derinden etkilemiştir.

Bölgenin yerli ahalisi olan Türkler, burada yaşadığı zamanlar kullanılan başlıca müzik aletleri şunlardı: Saz, tulum, def, düdük (buna dil düdüğü de denilmekteydi), salamor (tüteğin bir türü), davul, zurna, ney, kaval. Bu çalgılara daha sonraları tar ve garmon gibi müzik aletleri de dahil olmuştur. Düğünlerde, bayramlarda ve düzenlenen gecelerde daha çok davul zurna eşliğinde türküler söylenirdi.

Ahıska’da  müzik alanında tanınmış belli başlı kişiler, Kaharet’ten Odundalı Mürsel, Sakunetli Horoz İlyas, Varhanlı Bekir, Yukarı Entelli Kazım, Beşet, Heveşenli Usta Bekir v.s. bugün de bilinmektedir. Genellikle akşamları belli başlı evlerde toplanarak mey eşliğinde ağır hava ve ilahiler söylenmekteymiş. Bununla birlikte gelenek haline gelen dağa çıkma yani “yığnah” yapılırmış. Komşu birkaç köy ahalisi bir araya gelerek bir ay süreli “tamaşa” çıkarlarmış. Halk, bu bir ay içerisinde dağda çeşitli eğlenceler düzenler, çalgılar çalar, güreş tutarlarmış. Mayıs ayının ilk haftasından sonra da ekin biçmek için aşağı köylere dönerlermiş. En güzel “yığnah” yerleri Persat, Horoz, Abastuban yaylaları imiş.

Uzun kış gecelerinde ise yaşlıların anlattığı hikayeler dinlenir, sosyal problemler konuşulur ve gerekirse imece yapılırmış. Bu gecelerde aynı zamanda sıra türküsü, sıra oyunu, sıra masalı, deyişmeler, fincan-yüzük, süpürge seyri ve mani deyişmeleri gibi eğlenceler de yapılmaktaymış.

Sakunetli Horoz İlyas davul, Varhanlı Bekir de zurna çalarmış. Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki sınırlar kapandıktan sonra Rus yönetimi Horoz İlyas’ı çeşitli bahanelerle oyuna getirerek Türkiye’ye ajan olarak gitmeye mecbur eder. Türkiye’ye giden Horoz İlyas, bilgi getirmeden geri gelir ve bu işi yapmayacağını söyler. Bunun sonucunda onu Ahıska Kalesindeki hapishaneye gönderirler. Hapishanedeyken koşup söylediği türkü şöyledir:

 

Mahpustayım mahpusta,
Beni burdan alsınlar!
Anşayinan Fadimem,
Günlerimi saysınlar.

Ben veran oldum, yar yar.

 

Mahpushana çeşmesi,
Yandan axiyer yandan,
Ayrulux bir dert degül,
Mahpus olmah bir yandan,

Ben veran oldum yar yar.

 

Aç kapiyi nazratel[1]
Çıxem yukarı doğri;
Gözlerim kaldi yolda
…… ….. …… …. ….

Ben veran oldum yar yar.

 

Sabax Osmanli gelecax,
Tiflis veran olacax!
Bizi türmeden[2] alacax,
Kaldux türmede türmede.

Ben veran oldum yar yar.

 

İlyas, başka bir türküsünde de şöyle der:

 

Yayla üstü Terekeme,
Mal gelür dene dene.
Eğri kılıç mirsi kama,
Kolunda kolçağın olem.

Kolçaği taxem koluma,
At binem gedem yoluna,
On beş axçayi elime,
Teze civan yarim ola.

Yerevan’da bağım ola,
Koçorda yaylağım ola,
Yaylax üstünden geçeyim
Tiflis içine düşeyim.
İçinde mermer havuzi,
Dört yanım otlağım ola.

 

Rivayet edilir ki, İlyas, tekrar Türkiye’ye dönmüş. Burada yakalanıp idam sehpasına çıkarılmış. Ama idam edilmeden önce Horoz İlyas’a  beş dakikalık süre vermişler, belki anlatacağı bir şey var diye. Saatlerce destanlar, deyişler söylemiş. Görevli memurlar, böyle birisinden zarar gelmeyeceğine kanaat getirerek yukarıya bildirmişler. Yukarıdan olumlu cevap gelmiş ve İlyas salıverilmiş. Fakat Ahıska’ya dönerken sınırda vurulmuş(?).

Ahıska’da meşhur olan bir diğer davul zurna ekibi de Yukarı Entel köyünden olan davulcu Şahbaz’la, Kazım ve zurnacı Beşet’miş. Bunlar, davul, zurna ve mey çalarlarmış.

Günümüzde halk dilinde geniş yankı bulan ve gelin ağzından söylenmiş “Kabah türküsü” şöyledir:

 

Axşamluğa yedux kabax,
Ne geç açıldi sabax.
Ev karannux, yol daracux,
Xarap oldi tekne tabax,

Rezil ettin kabax beni,

Görki ne edem sabax seni.

 

Kabağın kabuği kalın,
Luxmalari böyük alın.
Karnıma da sanci salın,

Rezil ettin kabax beni,

Görki ne edem sabax seni.

 

Siçretti kaxdi beriden,
Deyip sözünü yürüden.
Söktü geriden ileriden.

Rezil ettin kabax beni,

Görki ne edem sabax seni.

 

Bilmedim kabağın huyuni,
Pelet getürdi suyuni.
Pambux yaxadi boyuni,

Rezil ettin kabax beni,

Görki ne edem sabax seni.

 

Sabax kaxem eve gedem,
Kabax yemeya tövbe edem.
Kaynanama xeber edem,

Rezil ettin kabax beni,

Görki ne edem sabax seni.

 

 

Halk içindeki ehlidil kişiler, eski aşıkların deyiş ve destanlarını söylerlermiş. Posof, Ardahan, Kars, Çıldır ve Artvin aşıklarının deyişlerini duymak da mümkün. Meselâ Ardahanlı Mazlumî’nin Yaş Destanı’nı, şimdi yüz yaşında olan Şeker Habiboğlu söylemektedir:[3]

 

Mekenim yohidi fikretsem eger,
Ana rehmine enene kadar.
Dokuz ay dokuz gün ben orda kaldım
Emrolup cihana gelene kadar.

Melekül Meft geldi kondi gögsüme,
Levüm şeytan geldi iman gastine,
Salavat çevürdüm hakkın dostuna,
Allah, Allah dedim ölene kadar.

Namazımi kılıp kurtardiler,
Alimler eglenip telgum verdiler.
Dinledim telgum tamami,
Telgum ki tamam oldi,
İki meleyike yanıma geldi,
Rabbin kimdür, Nebin kimdür, dinimi sordi,
Dilim tolaşti cevap verene kadar.

 

Yine 1880 yılında Kars’tan Anadolu’ya göç eden Ceyhunî’nin destanını Şeker Habiboğlu, kendi adını da kullanarak söylemektedir:[4]

 

Elveda eyledim, Ahıska dumanli dağlar,
Göllerde yeşilbaş sonalar kaldi.
Sedri mermerden ax suvaxli odalar,
Her taşi gevherden binalar kaldi,
Cennete mütayil xanalar kaldi.

Şeker de der, beyhude yanma,
Sefili, Gülali gamsız zanma.
Vatani terk etmax gam degül ama,
Emektar analar, atalar kaldi.
Her taşi gevherden binalar kaldi.

 

Günümüzde bilinen türküler ve oyun çeşitleri  şunlardır: Develi, Topal, Tello, Konyalı, Kekliğim. Güreş kaydaları: Bar, Tek ayak, Üç ayak, Diz kırma, Koçali, Tirilge v.s.

Günümüzdeki müzik geleneğine baktığımız zaman Ahıska Türklerinin müziği daha çok Azerbaycan tesirinde olduğu görülür. Düğünlerde düğün çadırı (toyhana) kurulur. Gündüz gelen misafirler ağırlanır, akşam da bu çadırlarda müzik eşliğinde oyunlar oynanır. Davul zurna eşliğinde Topal, Karabağ, Papah vs. gibi oyunlar oynanır. Düğünlerin sonuna doğru Bar (halay) oyununu erkek ve kızlar birlikte oynar. Davul, zurna ve saz gibi milli çalgılar, günümüzde eskisi kadar kullanılmamaktadır. Bununla birlikte mey, def, tulum, kaval gibi çalgıların hiç kullanılmadığı görülmektedir. Bunun yerine modern enstrümanlar kullanılmaktadır. Çeşitli topluluklar halinde faaliyet gösteren müzik grupları, az da olsa Ahıska müziğini yaşatmaya çalışmaktadırlar. Fakat bunların çok başarılı ve yeterli olduğu söylenemez.

Ne yazık ki tarihi bir bölgenin tarihi halkı olan Ahıskalıların bir müzik birikimi bulunmamaktadır. Bunun için işin uzmanları meseleye sahip çıkmalı, eski nesil yok olmadan derlemeler yapmalıdır.


[1] Nazratel: Gardiyan.
[2] Türme: Hapishane.
[3] Tamamı 31 dörtlük olan bu destanın doğru şekli Yunus Zeyrek’in Hanaklı Mazlumî adlı kitabında bulunmaktadır (Ankara 2001, s. 113-120).
[4] Karslı Ceyhunî’nin 28 dörtlükten meydana gelen bu muhacirlik destanının tamamı için bakınız: M. Fahrettin Kırzıoğlu, Edebiyatımızda Kars, İstanbul 1958, s. 54-57.