Yakın Tarihe Işık Tutan Bir Kitap

Yazar: Sevinç ALİYEVA

P. Studenikin ile M. Lurye tarafından hazırlanan Yanık ve Acı Kokusu-Fergana-Haziran 1989 adlı kitap, yakın tarihin çok hazin bir sayfasına ışık tutmaktadır. İki Rus gazetecisi tarafından Rusça olarak kaleme alınmış olan kitap 109 sayfadan ve beş bölümden meydana gelmektedir.

Söz konusu kitap, 1944’te sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin sürgün yollarında ve  Orta Asya’da yaşadıklarını anlatmaktadır. Kitabın esas konusu ise 1989 yılı Haziran ayında  Özbekistan’da yaşanan olaylardır. Ahıska Türkleriyle Özbekler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar anlatılmaktadır. Yazarlar, bu çatışmaları belgelerle, bölgede görev yapan  üst düzey yetkililer, askerler ve çatışma arasında çaresiz kalan insanlarla yaptıkları röportajlara dayandırarak anlatmaktadırlar. Yazarların ikisi de olayların vuku bulduğu tarihlerde olay bölgesi olan Fergana vadisinde bulunmuş olmaları, kitaba ayrı bir değer ketmaktadır. Zira onlar, olup bitenleri gözleriyle görmüşlerdir.

Gözlemlerini, sade bir dil ve akıcı bir hatırat üslûbuyla anlatmaktadırlar. Kitapta, özellikle olayın temeline nufuz edilmiş, insanları boğazlaşmaya götüren sebebin sadece birahanede veya  bir pazar yerinde çıkan tartışmanın olmadığı, örnekleriyle işlenmiştir. Meselenin temelinde, SSCB’de bir karışıklık ortamı yaratarak “yeniden yapılanma” (perestroyka) reformuna karşı çıkan çevrelerin, insan topluluklarını kendi amaçlarına nasıl alet ettikleri ortaya konulmaktadır. Bunlardan haberdar olan yetkililer, önceden yayılan dedikodulara önem vermemiş ve hiçbir tedbir almamıştır. İnsanlar önce kışkırtılmış, kaotik bir ortam yaratılmış sonra da kırdırma harekâtı başlamıştır.

Kitapta, SSCB’de bir kaos ortamı yaratmak için, ülkedeki çok kültürlülüğü kullanarak eskiden kardeş gibi yaşayan farklı milletlere mensup insanları, birbirine karşı kışkırtarak, nasıl bir kaotik ortamın yaratıldığını anlatıyor. Çoğu kırsal kesimlerde yaşayan bazı Özbek unsurların bu provokasyonlara kapılarak nasıl bu kadar vahşileştiğini, üst düzey yetkililerin de bu insanları korkutmamak amacıyla olayları gizli tutmaya çalışmalarının ne kadar yanlış olduğu ve nasıl olumsuz sonuçlar doğurduğu göz önüne sermektedir. Yazarlar, meseleye tarafsız bir gözle yaklaşarak durumu acı sahneleriyle ortaya koymuşlardır

Etnik kökleri, dinî inançları ve kültürleri aynı olan Özbekler ve Ahıska Türkleri, birbirlerine saldırtılmıştır. Kitap, tarafsız bir gözle kaleme alınmıştır. Yazarlar, gördükleri acı sahneleri bütün çıplaklığıyla ortaya koymuşlardır. Bu olayların ardından 16 binden fazla Ahıska Türkü, 2 bine yakın Kırım Türkü, yüzlerce Rus, Azerî ve Gürcü, 40-50 senedir yaşadıkları ve nerdeyse yeni bir vatan olarak gördükleri bölgeyi, evini barkını terk ederek  Sovyetler Birliği’nin  çeşitli ülkelerine göç etmişlerdir. Bu göçle birlikte ekonomileri bozulmuş, yersiz yurtsuz kalmışlardır. Çoğu, gittikleri yerlerde yeniden bir hayat kurmaya çalışırken maddî ve manevî olarak çok zarar görmüşlerdir.

Kitaptan bir parça şöyledir:

Vatana Dönüş mü?

Uzun zamandır, neredeyse yarım asırdır, onları Azeri, Gürcü, Ermeni diye adlandırdılar. Ama  onlar her zaman kendilerini Türk olarak gördüler. Onlar, bunca yıl tek bir günün hayalini kurdular: Ne zaman kendi ana vatanları Ahıska’ya dönecekler, uzun zamandır sönmüş ocaklara saygıyla eğilecekler, kendi ana dillerinde konuşabilecekler…

Bir anda bütün ülke tanıdı onları. Maalesef en mutlu anlarını yaşarken değil. Stalin’in politikalarından nasibini almış bu millet, 1989 Haziran ayı kanlı terör olaylarının kurbanı olarak seçilmişti yine.

Hâlâ tartışmalar devam ediyor. Neden bu olaylarda, özellikle Ahıska Türklerinin üzerine yürüdü bu cani grup? Neden, o grupların hedefi olarak özellikle Ahıska Türkleri seçilmişti? Ahıska Türklerinin bütün problemlerini periyodik dönemlerde anlatmak çok zor. Ama sonuç olarak görülen şudur ki maalesef Fergana durağı, uzun bir vatana dönüş yolunda son durak olmadı. (Sayfa 30)