Açık Mektup

Sayın Terri Devis

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri

 

Altmış iki yıl önce 1944 yılında, Gürcistan’ın güneyinde yaşamakta iken Orta Asya’ya sürgüne gönderilen Türklerin vatana dönüşlerinin sağlanmasıyla ilgili çalışmalardan dolayı Avrupa Konseyine, size ve bu işle ilgilenenlere teşekkür ederiz.

Sürgüne gönderilen bir halkın mensupları olarak biz, son zamanlarda görülen faaliyeti, hak ve adaletin yerini bulduğu şeklinde yorumlamaktayız. Meshetya-Ahıska Türklerinin tarihî ata topraklarına, vatanlarına dönme meselesi hallolunmaktadır.

Ancak bu süreçte bizi rahatsız eden ve itirazlarımıza sebep olan bazı hususlar var:

Ahıska Türklerinin dönüş sürecini yürütmek üzere Gürcistan hükûmetince kurulan komisyonda bizim temsilcilerimizin de bulunması gerekirdi.

Gürcistan Parlamentosunun Ahıska Türklerinin dönüşüyle ilgili olarak çıkaracağı kanunda yer alacak hususlar bizce bilinmemektedir. Bizim fikrimiz ve teklifimiz alınmadan hazırlanacak bir kanun metninde hangi hususların yer alacağı bizce meçhuldür. Dolayısıyla bir emrivaki ile karşı karşıya kalacağımızdan endişe duymaktayız. Bu da halkımızı tedirgin etmekte; ileride, istenmeyen birtakım tatsızlıkların yaşanmasından şüphe etmekteyiz.

Hazırlanacak kanunda halkımıza değişik isimler takılacağına dair söz ve rivayetler dolaşmaktadır. Acaba bizim millî adımız olan Türk isminden niçin korkulmaktadır? Biz Türk olduğumuz için sürgün edilmiştik. Gürcü olsaydık sürülmeyecektik! O hâlde bize şimdi neden Türk denilmek istenmemektedir? Halkımız, MeshiMüslüman Gürcü veya Türkleşmiş Gürcü  denilip bu şekilde adlandırılmasını hakaret olarak görmektedir.

Vatana dönecek olan Ahıska Türkleri için Gürcistan’da “Adaptasyon merkezleri” kurulacağı söylenmektedir. Biz bunu da hakaret ve aşağılama olarak kabul ediyoruz.  62 yıllık sürgün hayatında 130 milletle dostça ve alın teriyle yaşadık. O hâlde bundan sonra Gürcülerle de dostluk münasebetleriyle yaşayamaz mıyız? Elbette yaşarız… O hâlde adaptasyon ne demektir?

Her bir Ahıska Türkü, öz dede babasının, ecdadının gezip dolaştığı yerlerde yaşamak istiyor. Herkes, öz dede babasının kabirlerinin gözü önünde olmasını, kendisinin de aynı yerde yatmasını arzu ediyor. Halkımızın psikolojisi böyledir. Bundan dolayı bizleri Gürcistan’ın muhtelif yerlerine dağıtmak düşüncesi, halkımız tarafından kabule şayan değildir. Bütün Gürcistan bizim evimiz ise, Meshetya-Ahıska da bu evde bize düşen şahsî odamızdır, öz toprağımızdır.

Sürgünden önce 200 küsur köyümüz vardı. Bu köylerin bir kısmı haritadan silinmiş, bir kısmına başkaları yerleştirilmiş olsa da hâlihazırda 80 sahipsiz köyümüz bizleri beklemektedir. Ahalimizin % 50’si, bu harabe köylerde yerleşebilir. Geri kalanı da başkalarının yerleştirildiği köylerde yer bulabilir ve bizler onlarla dostça yaşayabilir, yola gidebiliriz. Yeter ki yürekler geniş olsun. Meshetya-Cavahetya bölgesi, bir milyon nüfusu barındıracak vasıflara sahiptir. Bizim mevcudumuz ancak 350 bin kişidir. Biz kendi köylerimizi istiyoruz. Bırakın bu  köylerde cami, kilise ve sinagog yan yana olsun. Yeter ki herkes, vicdan hürriyetine sahip olsun ve onu anlasın.

Ahıska Türklerinin öz vatanlarına dönmelerine bazı Ermeniler itiraz ediyorlarmış! Onların itiraz hakkı olamaz. Zira onlar, bizim 2400  yıllık topraklarımızda özerklik kurmak istiyorlar. Bu imkânsızdır. Onların bu siyaseti yüzünden 220 köyde yerleşmesi mümkün olan Meshetya Türkleri, dünyanın 4500 noktasına serpilmiştir ve hâlâ vatana dönememektedirler.

Ümit ediyoruz ki halkımızın adına ayrılan vesait ayrıca hesaba geçer. Bu vesaitin nezareti ve harcanması işine Vatan Cemiyetinin kadrolarından da istifade edilir. Bunu arzu ediyoruz.

Vatanımızın yeniden yapılanmasında ihtiyaç duyulacak iş gücünü karşılamaya hazırız.

Bizim bu haklı taleplerimizin nazari dikkate alınacağını ümit etmekteyiz. Bu düşünceyle derin saygılarımın kabulünü dilerim.Saygılarla.

Azerbaycan

Saatlı İlçesi

Şirinbey Köyü halkından Ahıskalı Türk

Cabir Halidoğlu