Büyük Öğrenci Projesi ve Ahıska Türkleri

Yazar: Şevket KUNTAY

Sovyetler Birliği ile Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Türk Dünyasında yeni şekillenmeler meydana geldi. Bu yeni şekillenmeyle birlikte Türk ve Akraba Topluluklar sözü ortaya çıktı. Birincisi, uzun süre ayrı düştüğümüz Türk soylu toplulukları, ikincisi de tarihte uzun süre birlikte yaşayarak birçok kültürel değeri paylaştığımız eski Osmanlı coğrafyasının hatırası olan toplulukları ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti bu topluluklara karşı bir sorumluluk duygusuyla hareket ederek 1992 yılından itibaren Büyük Öğrenci Projesini başlatmıştır. Bu projeyle birçok genç, Türkiye’ye getirilerek onlara yüksek öğrenim lisans ve lisans üstü eğitimi verilmektedir.

Çağımızda ileri ülkelerin sınırlı sayıda da olsa yabancı öğrenci okutma veya bu öğrencilere burs verme yöntemi, milletlerin yakınlaşması, birbirini tanıması, ileriye dönük projeler hazırlaması açısından önem taşımaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti, yurt dışından öğrenci getirme hususunda hayli cömert davranmış, binlerce genci getirerek onlara üniversite kapılarını açmıştır. Bu uygulamada şüphesiz aksayan şeyler olmuştur. Meselâ bu proje, kemiyet ve keyfiyet dengesi açısından eleştirilmektedir ki, bu eleştiri yerindedir. Yani az bursla zor şartlarda çok öğrenci okutmaktansa, yeterli burs miktarıyla az öğrenci okutmanın daha iyi olacağı görüşü öne çıkmaktadır.

Büyük Öğrenci Projesi çerçevesinde Türkiye’ye öğrenci getirilen topluluklardan biri de Ahıska Türkleridir.

Bilindiği gibi Ahıska Türkleri, Güneybatı Kafkasya’daki tarihî yurtlarından sürgün edilmiş ve günümüzde de sürgün hayatı yaşayan bir topluluktur. Ahıska şehri, Türkiye’nin imza koyduğu 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması’yla Sovyet Rusya’ya bırakılmıştır. Bu bölge günümüzde Gürcistan sınırları içinde bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu topluluğa karşı büyük sorumluluğunun olduğuna inanmaktayız.

Ahıska Türkleri, 1944 yılında Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürülmüşlerdir. Günümüzde ise bu ülkelerde yoğun olarak yaşamakla birlikte Azerbaycan, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’dan başka ABD’ye kadar dağılmışlardır.

Çok eski mahallî kültürlerini günümüze kadar yaşatmış olan Ahıskalılar, bugün arz ettikleri dağınıklık ve başıboşluk ortamında bazı tehlikelerle karşı karşıya gelmişlerdir. Bu tehlikelerin başında da gençliğin kaybedilmesi gelmektedir.

Gençliğini kaybeden bir toplumun geleceği olmaz. Ahıska kocaları, bu tehlikeyi hissetmekte ve Türkiye’nin, yakın ilgisini beklemektedirler. Zira eski baskı rejimi gitmiş, yerine alabildiğine serbest ve her türlü azgınlığın kol gezdiği bir ortam gelmiştir. Bu ortamda gençler moda akımlardan kolay etkilenmektedirler.

Sovyet rejiminin en kötü mirası alkol ve uyuşturucu olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Buna batılı toplumların aşırı tüketime yönelik moda cereyanları da eklenince tehlikenin boyutları daha da vahimleşiyor.

Tabii ki böyle bir ortamda Ahıskalıların endişelerini paylaşmamak mümkün değildir.

Türkiye Cumhuriyeti, diğer topluluklara yaptığı gibi Ahıskalı gençler için de kontenjan ayırmaktadır.

Diğer ülkelerden gelen öğrenciler o ülkelerdeki Türk eğitim müşavirliklerinin gözetiminde yapılan sınavlarla belirlenmektedir. Bu şekilde seçilerek gelen gençlerin başarı grafiği de ona göre olmaktadır.

Ne yazık ki Ahıskalı öğrenciler için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bazı ülkelerde sınavla seçim yapılırken meselâ Rusya’nın başkenti Moskova’da sınav yapılmamaktadır. Rusya Federasyonu’ndaki Ahıska Türkleri genellikle Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri ile Krasnodar, Rostov-Don ülkesi, Stavropol bölgeleriyle Tataristan’da yaşamaktadırlar. Bu ülkedeki Ahıska kontenjanı, nasıl uygulanmaktadır? Burada yaşayan Ahıskalılar, Büyük Öğrenci Projesinden nasıl yararlanmaktadır? Ne yazık ki bu sorulara net cevaplar veremiyoruz.

Bu ülkenin başkentinde sınav yapılmamakta, yalnız Tataristan’ın başkenti Kazan şehrinde bir sınav yapılmaktadır. Bu sınav da Tataristan kontenjanına yönelik olup Ahıskalılara uygulanmamaktadır.

Peki Ahıskalı öğrencilerin seçimi nasıl yapılmaktadır?

Seçim yapılmamakta, dernekler marifetiyle Türkiye’ye gönderilmektedirler.

Bu arada bir noktaya yine açıklık getirmeliyiz. Rusya Federasyonu’nda Ahıska Türklerinin sadece Tataristan’ın başkenti Kazan’da yasal statüde bir derneği bulunmaktadır. Kazan Ahıska Türkleri Derneği de merkezi Ankara’da bulunan Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonuna bağlı olarak faaliyet göstermektedir.

Fakat nedense Rusya Federasyonu’daki Ahıska Türklerine ayrılan kontenjanın kullanılmasında bu dernek adeta Türk makamları tarafından görülmemektedir. Bunun sebebi meçhul olup ilgili ve yetkililer tarafından izahı yapılmalıdır.

Asıl teşkilâtları Azerbaycan’da olan Vatan Cemiyetinin Bakü’de bir merkezi ve başkanı bulunmaktadır. Vatan Cemiyetinin Moskova’da da bir başkanı bulunmaktadır. Büyük Öğrenci Projesiyle Türkiye’ye gelecek Ahıskalı öğrenciler de bu Başkan tarafından belirlenmektedir. Sayın Başkan, Ahıskalı öğrencileri gönderirken nasıl bir yöntem uyguladğı bizce bilinmemektedir. Ancak oradan gelen öğrencilerin 1000-4000 dolar arasında para vererek geldiklerine dair kuvvetli rivayetler dolaşmaktadır. Türk makamları bu hususta ne biliyor, ne düşünüyor bilmiyoruz. Biz de bu hususta herhangi bir yorum yapma durumunda değiliz.

Şurası bir gerçek ki Türkiye’ye gelen Ahıskalı gençler arasında başarı grafiği hayli düşük. Bunun en önemli sebeplerinden birinin öğrenci getirmede kullanılan yöntemlerin olduğu kabul edilmektedir.

Bizim teklifimiz, Rusya Federasyonu’ndan gelecek öğrencilerin, başkent Moskova’da yetkililer nezaretinde düzenli bir sınav yapılarak seçilmesidir. Daha küçükken birilerine para vererek bir yerlere gelme işinin baş kahramanı olmak mecburiyetinde bırakılan gençler, ahlâken de yara almaktadır. Bugünkü keyfî uygulamalar, bu toplumun geleceği ile oynamak anlamına gelmektedir. Herhalde bu da aklıselimin kabul edemeyeceği bir keyfiyettir.

Bu konu aynı zamanda Türkiye’nin devlet ciddiyetiyle sıkı sıkıya bağlı bir husustur. Bir devlet, kendisiyle ilgili bir işi resmî statüsü olmayan ve toplum tarafından kabul edilmeyen kişi veya kuruluşlara havale edemez.

Diğer taraftan Türkiye’nin tespit ettiği kontenjanlar her zaman dolmamakta, çok sayıda kontenjan kullanılmamaktadır. Türk Dünyasının babası olan Türkiye Cumhuriyeti, geçen yıllarda bu boş kontenjanlardan belirli bir kısmını ihtiyaç duyulan topluluklar lehine kullanmaktaydı. Nedense son yıllarda bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Bizim dileğimiz ve temennimiz, resmî makamlarımızın, çok zor durumda olan Ahıskalı gençlere karşı biraz daha anlayışlı davranmasıdır.

Eğitim işi ciddî bir iştir. Bu bizim için, sizin için ve onun için de böyledir. Öyleyse üzerimizden atamayacağımız Ahıska Türklerinin meselelerini çözmeye çalışırken onların çocuklarını birinci plâna almalıyız. Çünkü gençlik, her toplumun olduğu gibi onların da geleceğidir.


* Şevket KUNTAY Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu Denetleme Kurulu Üyesi