Gürcistan’da Ahıska Türklerine Yönelik Zararlı Faaliyetler

Yazar: Dr. Rüstem MÜRSELOĞLU

Eski Sovyet blokundan bazı ülkelerde turuncu devrim olarak bilinen bir süreç yaşandı. Bu ülkelerden biri de Gürcistan’dır. Demokrasinin revaçta olduğu bir dönemde, demokratik almayan yöntemlerle Şevarnadze yönetimine son verildi.

İktidarı ele geçiren Saakaşvili yönetimi, yeni reformlarla ABD’nin de desteğini alarak AB ilişkilerinde yeni bir döneme girdi. Özellikle komşu ülkeler Azerbaycan ve Türkiye ile daha yakın ilişkiler kuruldu.

Gürcistan hükûmeti, Ahıska Türklerinin tarihî yurduna dönmesi hususunda, Avrupa Konseyine vermiş olduğu taahhüdü yerine getirmek için komisyon kurdu. Devlet Bakanı G. Haindrava da bu komisyona başkanı tayin edildi. Haindrava, Ahıskalıların yaşamakta oldukları ülkeleri dolaşarak bir dizi temaslarda bulundu. Bu arada sürgün ahalinin dönüşüyle ilgili kanun tasarısı hazırlandı. Sonuç beklenen bir zamanda, Gürcistan’daki iç siyasî hesaplar neticesinde Haindrava bakanlık görevinden alındı!

Eski Devlet Bakanı Haindrava, katılmış olduğu oturumlarda Ahıskalıların kimliklerini  Meshiler olarak tanımlamakta, onların aslında Gürcü kökenli olduklarını söylemekteydi. Ahıskalıların tepkisine yol açan bu iddialar, bilim adamları tarafından da şiddetle eleştirildi.

Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yaşayan Ahıskalılarla görüşen eski bakan, Gürcistan’ın göçle ilgili  kanun tasarısının kısa zamanda meclisin onayından geçeceğini söylemekteydi. Adeta bayram havasına girmiş olan Ahıskalıların mutlu beklentisi karşısında bu yılın nisan ayında Tiflis’te Ahıska Türkleri sivil toplum kuruluşlarının da  katıldığı bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıda konuşma yapan Haindrava, halkı Ahıska bölgesine değil, Gürcistan’ın değişik bölgelerine  yerleştireceklerini söyledi. Bu da ayrı bir skandal!

Gürcü devlet adamlarının ve yazarlarının her fırsatta dile getirdikleri bu tür asılsız iddialar paravan bir vakıf ve bu vakfın yayın organı olan bir gazetede de işlenmektedir. “Moya Rodina Guruziya” (Benim Vatanım Gürcistan) adlı gazetenin hangi amaca hizmet ettiği buradan anlaşılmaktadır. Daha önce Ahıska dergisinde bu gazetenin iddialarına cevap verildi.

Bu çalışmalar, görüşmeler, konuşmalar bu şekilde devam etmekteyken Azerbaycan’a yapmış olduğumuz seyahatte, elimize Rusça metni olan bir dilekçe formu geçti. Bu formu hazırlayan Gürcistan’da faaliyet gösteren Halil Gözelaşvili adına Meshilerin Uluslararası Kurtuluş (XISNA) örgütüdür.

Ahıska Türklerinden  Gürcistan’a yaşamak, okumak vs. amaçla gitmek isteyen herkes, önce bu örgütün hazırlamış olduğu dilekçe formunu doldurup imzalamak zorundadır.

Söz konusu dilekçe formunda şu ifadelere yer verilmektedir: “Aslen Meshetyalıyım ve Meshilerin Gürcü kökenli olduğuna inanıyorum. Bildiğim kadarıyla da bölge 200 yıl Osmanlı işgali altında kalmıştır. Bu geçen süre içinde halk zorla Müslüman edilmiştir. Vatanım olan Gürcistan’a davet edildim ve döndüğüm için çok mutluyum. Ben ve ailem and içeriz ki, burada yaşayan milletlerin din, adet ve an’anelerine saygılı olacağız. Ben ve ailem, kendi ana dilimiz olan Gürcüceyi öğrenip, biz Gürcü Müslümanlar, aynı kanı taşıdığımız Hıristiyan Gürcülerle birlikte ülkemizi dış düşmanlardan korumak için çalışacağız.”

Düşünüyoruz, bu yazıyı yazdıran kim? Hangi amaçla böyle bir dilekçe formu hazırlanmıştır? Şunu hemen belirtmeli ki, bu dilekçe formunu hazırlayan örgütün başkanı, Türk ve Müslüman olduğu için 1944 yılında tarihî yurdu Ahıska’dan sürgüne gönderilmiş kişinin oğludur. Yani, baltanın sapı bizden!

Elde ettiğimiz bu Rusça dilekçe formunu Azerbaycan’ın Saatlı ve Sabirabad ilçelerinde köy köy dolaştıran yine bizim çocuğumuz! Fakat bu çocuk Rusça bilmiyor. Araştırmalar sonucunda öğreniyoruz ki, gençler, bu dilekçeyle, Gürcistan’da istedikleri üniversitenin istedikleri bölümünde eğitim görme hakkı kazanıyorlar.

Gürcistan’a giden gençlerimizin önce ad ve soyadları değiştiriliyor, sonra da gizlice din değiştirme faslına geçiliyor!

Aslına bakılırsa bu tür kimlik değiştirme girişimleri eskiye dayanır. Ahıska Türklerinin önderlerinden Ömer Faik Numanzade, yazmış olduğu bir yazıda bu tür davranışları şöyle değerlendirmişti: “Eğer bizim de, Rusya’da otuz milyonluk biz Türklerin de millî varlık, dinî borç, medenî hayat, hakikî terakkî nişanesi olan “yardımlaşmak” hasiyetimizi yitirmeyip ve bugün Cemiyeti Hayriye’mizin bir iki milyonu, on beş doktoru olsaydı elbette Ardahanlı Türk oğlu Türk olan Ali oğlu, beş on manat para içün benliğini ve familyasını “Alidze” etmeğe mecbur olmazdı…” (Açık Söz gazetesi, 11 Mayıs 1916)

 

18-20 Eylül 2006 Antalya’da düzenlenen 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında Eğitim komisyonunda da dile getirdiğimiz gibi bu tür zararlı faaliyetlerin ileriki yıllarda bizi ne gibi zorluklara sokacağı aşikârdır.

Bu günlerde Avrupa Konseyinde Ahıska meselesi görüşülmekteyken kendi insanımız yazılı olarak milletini inkâr ediyor veya ettiriliyor. Bunlar belge hâlinde yarın AB’nin ilgili birimine takdim edilirse ne olacak?

Bazı dernek yöneticilerimizin,  bunun pek önemli olmadığı, kimsenin kâğıt üzerinde kimliğinin değişilemeyeceği kanaatinde olması da  tartışılması gereken ayrı bir konu.

Gençlerimizi bu tuzaklardan nasıl kurtarabiliriz? TC devletinin Ahıska Türklerine tanımış olduğu eğitim kontenjanı artırılmakla beraber, Millî Eğitim Bakanlığının yurtdışından gelecek öğrencilerin müracaat şartnamesindeki yaş sınırının kaldırılması veya 21 değil 25 yaş altı olması gerekir. Çünkü 17 yaşındaki gencimiz sınavı kazanamadığı taktirde ikinci yıl askerlik yaş sınırında oluyor. Dolayısıyla askerliği bitirip geldikten sonra da şartname gereği sınava katılamıyor. İşte bu fırsattan yararlanan adı geçen kuruluş, üniversite vaatleriyle gençlerimizi çıkmaz sokağa sürüklüyor. Meselâ bu gençlerden bazıları, Gürcistan’da üniversite bitirdikten sonra Türkiye’de yüksek lisans yapmak istedikleri halde farklı iki isimle karşılaşıyoruz. Yani diplomalarındaki isimleriyle pasaporttaki isimleri farklı. Tabii ki, onun Gürcü pasaportu da var ama nedense bize Azerbaycan pasaportunu takdim ediyor.

Diğer taraftan eskiden olduğu gibi Azerbaycan üniversitelerinde de kontenjan ayrılmalıdır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı rahmetli Haydar Aliyev, SSCB döneminde Ahıska Türklerine bu hakkı tanımıştı ve tesadüfî değil ki bugün  Azerbaycan’da  aydınlarımızın çoğu o dönemde yüksek tahsil görmüşlerdir. Bu uygulama eskisi gibi devam ederse Azerbaycan’daki gençlerimizi bu bataklıktan kurtarmış oluruz.

Gürcistan’dan halkımızla görüşmek amacıyla Saatlı ilçesi Adıgön köyüne gelen heyete, bir gencimizde kimlik değişmekle ilgili şöyle bir konuşma yapıyor.

            “Ben Rusya’da ticaret yapıyorum ve benim bir Gürcü arkadaşım var. Aramızda ticari ilişkimizden ziyade samimi dostluğumuz var. Bir birimize yüksek miktarda kredi veririz. Kefilsiz ve senetsiz. Ve o beni sürgüne gönderilmiş bir Türk babanın oğlu olarak tanıyor. Ben seve- seve Gürcülüğü kabul ederim. Gürcü milletinin de gururlu bir millet olduğunu biliyorum. Fakat ben eminim ki, bu tür davranışımdan dolayı o Gürcü arkadaşım benim suratıma tükürür. Bugün milletini satan, yarın vatanını da toprağını da satar der. Vatanımıza dönmek için yalancı Gürcü olmak gerekmiyor. Biz kendimizi bildik bileli Türk’üz ve bizim onurumuzla oynamaya hiç kimsenin hakkı yok”

Gürcistan bizi olduğumuz gibi kabullenmelidir. Arkadaşımızın söylediği gibi çıkar dostluğundan kimseye fayda olmaz. Elbet bir gün o dost seni yolda bırakır.

Ama göründüğümüz gibi kabullenilerek ilişkilerimizde güven ve samimilik olursa o dostluk asla bozulmaz.

Şu hakikati de ifade etmek gerekir: Gürcistan vatandır Ahıska varsa; Ahıska olmazsa asla ve asla!


*   turkrustam@ahiska.net