Razdan Madoyan’ı Okurken

Yazar: Orhan URAVELLİ

Kelebek sendromunu duymuşsunuzdur. Amerika’nın bir köşesinde bir kelebek kanatlarını oynatırsa bu, binlerce kilometre ötedeki Japonya kıyılarında fırtınaya sebep olabilir! Bugünkü kürselleşme sürecinde artık uluslararası ilişkilerde ve toplumsal gelişmelerde de böyle bir kelebek sendromundan bahsedebiliriz. Yoksa Fransa parlamentosunun acayip kararıyla Ahıska Türkleri sorunu arasında ne gibi doğrudan veya dolaylı ilişki olabilir?

Daha üç yıl önce Ahıska’da sözde Ermeni soykırımı hatırasına haçkar (taştan yontma iri haç) dikilirken aklımdan geçmişti. Ermenilerin canı can da Ahıskalı Türklerinki patlıcan mı? 62 yıldır, Ahıskalılar Ahıska’dan uzak kalmışken ve bunca ülke ve cumhuriyetlerde yurtsuzluk çilesi çekerken, 1944 sürgününün hatırasına nerede ve hangi ülkede, hangi şehirde bir küçük anıt, bir küçük taş dikilmiştir? Nerde bir hatıra levhası vardır?

Engin Avrasya’nın her yerinde Ahıskalıların mezarları vardır. Şimdi artık Amerika’da bile mezarımız var. Ama Ahıska, yüzyıllarca bizi koynunda besleyen topraklar, bize Amerika’dan bile uzak gibidir.

Fransa parlamentosunda alınan kararın arkasında, Ermeni diyasporasının liderlerinden ünlü şarkıcı Charles Aznavour da var. Babası Mamikon Aznavuryan, 1897’de Ahısıka’da doğmuştur. İşte size Fransa-Ahıska bağlantısı ve globalleşme çağının cilvesi!

Geçenlerde Amerikalı Ermeni lobisinin gayretleriyle ABD Kongresi, bizde  pek üzerinde durulmayan bir karar kabul etti ve ‘Ermenistan’ın ablukası ve izolasyonuna yönelik olduğu’ gerekçesiyle ABD şirketlerinin Kars-Tiflis demiryolu projelerine katılmasını yasakladı. Bu demiryolunun geçeceği Ahıska bölgesinin ve Ahıska Türkleri sorununun,  Ermeni meselesiyle doğrudan bağlantılı olduğu bir daha somut şekilde ortaya çıktı.

ABD yetkilileri, Rusya’nın Krasnodar’da yıllardır mağdur durumda kalmış Ahıskalı Türkleri göçmen vizesiyle ülkeye kabul ederken böylece hem şefkat ve büyüklük göstermiş oluyorlar, hem de Ahıska bölgesindeki Ermenileri rahatlatmış oluyorlar.

Bizim aydınlar ve yetkililer savunma pozisyonunda, ‘Biz masumuz!’ diyedursunlar ve Orhan Pamuk’un Nobel’i hak edip etmediğini tartışsınlar. Derken Ahıska Türklerinin dönüş meselesi ve daha dönemedikleri Ahıska bölgesinin Gürcistan, Ermenistan, Rusya, Türkiye ve Azerbaycan için hayatî önemi, Rusya ve Kafkasya medyasında devamlı  gündemdedir. Gürcüce ve Ermenice yazılan ve söyleneler bir tarafa, Rusça yayın ve yazılar binlercedir ve Ermenilerin bu konuda yazdıkları, koskoca literatür denizi oluşturmaktadır. Ayrıca tabii ki Rusya’da bölgeyle ilgili hususlar açısından kamuoyunu da çoğunlukla Ermeniler oluşturmaktadır. Gürcistan Rusya’ya sırtını döndükten sonra Rusça’yı nerdeyse yasakladı ve artık Rusça yazan Gürcü kalmadı. Azerbaycan’da da Rusça’nın çekiciliği ve etkisi kalmadığından Kafkasya konularında Rusça yazanların çoğu, Ermeni ‘uzmanlardır’. Ne yazdıklarını artık siz düşünün.

Buyurun sıradan bir Taşnakçı tutumu ve ırkçı zırvalaması: Ananiy Şirakatsi Üniveristesi hocalarından Razdan Madoyan’ın yazdıklarına bir göz atalım ve karşı tarafın Ahıska’ya ne kadar önem verdiğini görelim.[1] Madoyan,Gürcistan Ölmeyi Seçiyor başlıklı yazısında, kocayan kartaloz Avrupa’yı, Ahıskalı Türklerin dönüşüyle ilgili karar yüzünden yerden yere vuruyor, ‘Batıyla bütünleşmek isteyen ve kendisini ezelden beri Avrupalı sanan’ Gürcistan’ın Türkleri Ahıska’ya geri alarak ölümü tercih ettiğini belirtiyor.

İlginçtir ki Madoyan için Ahıska ne Mesxetya ne de Cavaxetya’dır; orası Cavax, yani ezelî Ermeni toprağıdır. Ona kalsa bu Ermeni bölgesi, 1921’de Bolşevikler ve Kemalistlerin komplosuyla Gürcistan’a bırakılmıştır.

Madoyan, 1944’te sadece 10 bin kadar Türk’ün sürüldüğü hakkında iğrenç yalanı vurguladıktan sonra, “Akıl almaz üreme kabiliyetiyle şimdi sayıları 300 bini geçti!” diye yazmaktadır. Mesxetya’da nüfus yoğunluğu, coğrafya ve iklim şartları yüzünden bunca insana yer olmadığı için Tiflis’in “Türkleri, tarihî Ermeni arazisi olan Cavax’a iskân” edeceğinden dem vuran Madoyan’a göre, Gürcistan intihar yolunu tercih etmiştir! Türklerin dönmesiyle birlikte, bölgede 15-20 yıl içinde Türk nüfusu bir milyona ulaşacakmış ve Cavax, sıradan bir Türk eyaleti olacakmış!

Hazret daha sonra şöyle devam etmektedir:

“Gürcistan, ölmeyi seçmiştir ama Ermenistan ve Ermeniler, Gürcistan’ın haritadan silinmesini istemiyorlar. Zira Ankara, bölgeye hakim olduktan sonra buradaki Ermeniler yeni bir soykırım yaşayacaklardır ve kardeşlik, insan hakları ve adaleti bayrak yapan Avrupa, yine sadece üzüntüsünü dile getirerek kınamakla yetinecektir. Biz burada Türklerle Ermenilerin kaynaşarak nasıl kardeşçe ve iç içe yaşayacaklarını, 1915 tecrübesiyle gayet iyi biliyoruz. Türklerin tarihî vatanlarına dönmelerine gelince onları, gerçek tarihî vatanları olan Orta Asya’ya sürmüşlerdi zaten. Ne var ki kendi dindaşları ve soydaşlarıyla bile anlaşamadılar. Demek ki buraya dönünce Ermenilerle anlaşabileceklerine sadece Avrupalı enayiler inanabilirler.”

Madoyan’ı kahreden başlıca mesele, Gürcistan’nın Batı ile ittifak uğruna Türkiye’nin dümen suyuna girmesi ve Cavax’ın Türkiye’nin eline geçme tehlikesidir: “Gürcistan’ın amacı bellidir: Ne pahasına olursa olsun, hatta bağımsızlıktan ve gerçek varoluştan bile vazgeçmek pahasına Avrupa ve NATO’nun kucağına atılmak! Türkiye ise zaten 1921’de Stalin’in yönettiği adı batasıca  Kafkasya Bürosu kararıyla Ermenistan’dan koparılmış Cavax’a Ahıskalıların iskân edilmesi suretiyle buradaki Ermenileri söküp atarak veya kesip yok ederek Ermenistan’ı tam ablukaya almak niyetindedir. Ardından Kafkasya ve Orta Asya yolu, Kısacası Turan güzergâhı tamamen açılmış olacaktır.”

Cavax’ın, Ermeni nüfusun ve genelde Ermenistan’ın Gürcistan’ın güvenliği, varlığı ve bekası için ne kadar önemli olduğunu defalarca tekrarlayan Madoyan, Tiflis’in bu gerçeği anlamak basiretinden yoksun olduğunu ve Ankara’yla yakınlaşarak kendi geleceğini tehlikeye attığını iddia etmektedir. O, aklı sıra Gürcü halkını uyarıyor. Gürcü millî dirayeti konusunda kuşkularını belirtirken hasta zihniyetini apaçık ortaya koymaktadır:  “Gürcülerde millî direnç, sürekli ve istikrarlı değildir; gevşeklik, esneklik, birilerine kendini beğendirme arzusu, esasında dışarıdan alınmış kültür ve ayak uydurma alışkanlığı, onları korumuyor ve tam tersine asimle olmalarına yol açıyor. Hatırlarsanız Şevardnadze, Sovyet döneminde Gürcistan’da güneşin kuzeyden doğduğunu söylemişti, ama sonra nedense Rusya’yı işgalci ve sömürgeci ilân etti! Artık her belânın sorumlusu bulunmuştur: Güneş de Gürcistan için Batıdan doğmaktadır!”

Ermenistan’ın bir gözü çıksın diye Gürcistan’ın kendi iki gözünü feda etmeye hazır olduğunu öne süren Madoyan’ın vardığı sonuç da ilginç olduğu kadar kesindir: “Her neyse Cavax, nominal olarak Gürcistan sınırları içinde bulunsa da artık Gürcistan’ın değildir!”

Üstelik Madoyan Gürcülerin Mesx tezini kesinlikle kabul etmiyor ve dönecek halkın Osmanlı döneminde Türkleşen ve Müslüman olan Mesxler olduğuna dair masala inanmadığının altını çiziyor: “Tiflis’teki hayalci profesörler, sözde bilimsel tarihî tezlerle Gürcü ve diğer hakları kandırmaya çalışıyorlar. Oysa ezelden beri burada oturan Ermeniler, kimin Mesx, kimin Türk,  kimin de dönek olduğunu çok iyi bilmektedir.”

Madoyan’ın hezeyanlarını bir tarafa bırakırsak, bu yazıda, Türk düşmanlığı iliğine işlemiş Ermeni şovenlerinin kendi doğrularını ve çıkarlarını her yerde ve her dilde şartlara uygun şekilde ne kadar etkili, kapsamlı ve net bir şekilde ortaya koyabildiklerini görüyoruz.

Ama Cavax konusunda Madoyan’ın Türkiye tehlikesini epeyce abarttığı ve boşuna paniklediğini düşünüyoruz. Bizim dış politika ve stratejimizde Ahıska Türkleri ve Ahıska bölgesi yetmiş yedinci meseledir ve hiç güncel olmamıştır. Bugün üniversitelerimizin tamamında bir sorgulama yapılsa, Ahıska’yı bilen, Ahıska Türkleri hakkında bilgisi olan birini zor bulursunuz!  Bırakın yayınlar ve araştırmalar yapılmasını, konuyu bilmesi gereken görevliler bile gaflet ve bilgisizlik içindedirler. Yunus Zeyrek’in ve rahmetli Fahrettin Kırzıoğlu’nun konuya dair kapsamlı ve dışarıda ses getirecek kitaplarının Rusça’ya veya İngilizce’ye çevrilmesini ise hiç beklemeyin. Bay Madoyan da rahatını bozmasın!


[1] http://www.abkhaziainfo.f20.org/
24.05.2005