KURUGÖL’ÜN KAVAKLARI

Bir yamaçtan göle bakar,
Kurugöl’ün kavakları;
Zamanı sularda yıkar,
Kurugöl’ün kavakları.

Etrafında renk renk çiçek,
Sesleniyor bin bir böcek;
Böyle mi gider haşre dek,
Kurugöl’ün kavakları.

Ördek gelir gölde yüzer,
Kanat vurur hâle çizer;
Yukarıdan gözün süzer,
Kurugöl’ün kavakları.

Kimler geldi, kimler geçti,
Gölden ecel suyu içti;
Dallarını göğe açtı,
Kurugöl’ün kavakları.

Kurdu gördü, kuzu gördü,
Görülmemiş sızı gördü,
Belki daha azı gördü,
Kurugöl’ün kavakları.

Nice yıldan beri burda,
Bakarlar bu şirin yurda,
Öyle durur kışta karda,
Kurugöl’ün kavakları.

Yağmur yağar sele bakar,
Bahar olur güle bakar,
Rüzgâr eser yele bakar,
Kurugöl’ün kavakları.

Oy Çiftkaya’nın çamları,
Şarkı söyler akşamları,
Ne kelebek ne bir arı,
Kurugöl’ün kavakları.

Mavisaz’dan şafak atar,
Burda güneş erken batar;
Serin gölgelerle yatar,
Kurugöl’ün kavakları.

Kızlar taşta kına ezer,
Al yazmaya oya düzer;
Seherleri saçın çözer,
Kurugöl’ün kavakları.

Güzden güze dal dal erir,
Acep daha neler görür,
Sırlarını kime verir,
Kurugöl’ün kavakları.

Şimdi eken yok, biçen yok,
Taşlı yollardan geçen yok;
Dalına konan, uçan yok,
Kurugöl’ün kavakları.

Bir sur gibi Kesikkaya,
Başı değer gökte aya;
Selâm gönderir dünyaya,
Kurugöl’ün kavakları.

Türkeli’nin bir bucağı,
Tütüyor ata ocağı;
Gönlümdeki vatan bağı,
Kurugöl’ün kavakları.

Yunus diye biri var mı?
Gurbet elde bahtiyar mı?
Acep onu hatırlar mı?
Kurugöl’ün kavakları

Yunus Zeyrek
Ağustos 2016