19NDevlet

Türk Topluluklarının Sorunları

Konuşmacı: Prof. Dr. Nadir DEVLET

Türk dünyası deyince aynı zamanda sorunları olan bir dünya ile karşı karşıyayız. Ahıska Türklerinin kaderini bir nebze ben de yaşamış, Stalin terörünün etkisi altında kalmış biri olarak buradan sizlere hitap etmek istiyorum. Küreselleşen dünya, insan hakları konusunda da birtakım girişimlerde bulundu. Ama dünyamızda sürgüne maruz kalan yersiz yurtsuz milyonlarca insan var. Bu durumu Türk dünyasına teşmil edersek, çok sıkıntı içinde olan Türk toplulukları ile karşı karşıya geliriz. Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Uygurlar vs. Aynı kaderi Kırım Tatarları da sürgünde paylaşmışlardır. Karaçay-Balkarlar da hakeza. Tabii Türk olmayan topluluklar Sovyetler Birliğindeki Çeçen, İnguş, Kalmuk, Koreli ve başkaları.

Şimdi belli statülere sahip olan toplulukların sorunları daha başka, ama hiçbir siyasî statüsü olmayan Ahıska Türkleri gibi toplulukların da ciddî sorunlarını olduğunu bu konuşmalarda öğrenmiş bulunuyoruz. Ahıska Türklerinin Türkiye’de, Azerbaycan’da, Ukrayna, Rusya ve ABD’de yerleşmiş bunduklarını görüyoruz.

Ben burada size  ABD’de Ahıska Türkleri ile ilgili çıkan bir rapordan alıntılar sunmak istiyorum:

“Sovyet sonrası etnik diskriminasyon ve ABD göçmen yerleşiminin kuralının etkili kullanımı, Meshet Türklerinin davası. Biliyorsunuz Ahıska Türklerine bazen Meshet Türkleri de denilmiştir. Sovyet istatistiklerinde bunların adı Türk idi. Bu raporda şöyle deniliyor: “Gürcistan’dan topyekûn sürgüne gönderilen, Özbekistan’da saldırılara ve Güney Rusya’da etnik temizliğe maruz kalan Meshet Türklerinin ABD’ye yerleştirilmeleri 2004 yılında başlamıştır. Bu altı yıldan fazla süre kendilerine insan hakları, etnik kimlik ve ata topraklarına yerleşme hakkı vermeyen Sovyet mirası uygulamalarına karşı başarılı bir politikanın göstergesidir. Böyle bir ulusal grubun ABD’ye yerleştirilmesinin seçilmesi aynı zamanda 11 Eylül 2001 sonrası durma noktasına gelen ABD göçmen kabul programını yeniden canlanmasına ve yeniden şekillenmesine de işaret etmektedir.

2000 ile 2005 yılları arasında Rusya, Gürcistan ve ABD, raporu hazırlayan tarafından Meshet cemaatine mensup 100 üzerinde kişi arasında yapılan görüşme, Sovyet dönemi sonrası azınlık haklarını korumada Meshet Türklerini örnek alarak değerli iç veriler elde edilmiş ve bunun ABD göçmen kabul programının kullanılmasında imkân yaratılmıştır. Bu inceleme, insan hakları konusundaki çarpıklığı ve Meshet Türklerini yerleştirme programında, Birleşmiş Milletler Göçmenler Yüksek Komiserliğinin üç klasik kalıcı sonucunu içeren, göçmenlerin entegrasyonu, onlara vatandaşlık verilmesi ve üçüncü bir ülkeye yerleştirilmesi konularına göz atmaktadır.

Ahıska Türkleri ile ilgili tecrübelerin ışığında bu kalıcı çözümler çerçevesinde onların ABD’ye yerleştirilmesi gelecekteki göçmen gruplarına yararlı bir çerçeve çizmektedir. 11 Eylül sonrası Ahıska Türklerinin davası ABD’ye en fazla tehdit altında olan gurupları yerleştirmesi gerektiği hususunda da güçlü veri hazırlamış bulunmaktadır. Bilhassa Sovyet sonrası zor şartlarda kalan etnik azınlıklar ve henüz yakın dönemde başarıyla yerleştirilen Ahıska Türklerinin tecrübeleri bu bölgedeki diğer etnik grupları teşvik edebilir.”

İşte rapor böylece devam ediyor ve burada 2004 yılında ilk defa olarak Ahıska Türklerinin ABD’ye yerleştirildiği belirtiliyor. Tabii ABD’nin bu çalışmaları başka ülkelere, bu meyanda Türkiye’ye de bir örnek teşkil edebilir diye düşünüyorum. Sebebine gelince, burada da T.C. vatandaşlığı almak için uğraşan bir hayli Ahıskalının birtakım sıkıntıları olduğuna şahidiz.

Bu sorunların çözüm bulması için hükümetimizin liderlerinin bu toplantıya katılması esasında ümit verici bir gelişmedir. Demek ki, hükümetimiz bu konuya hassasiyet ve ciddiyetle eğilmektedir. Bu gibi kararlar zaten siyasî kararlardır. Sivil toplum örgütleri kendi hükümetlerini bu şekilde yönlendirmeye çalışırlar. Tabii malûm, Türk dünyasında sıkıntısı olan bir hayli topluluk mevcut, hepsi Türkiye’ye bakmaktadır. Geçenlerde katıldığım Uygurların toplantısında da aynı sorunlar dile getirildi. Her ne kadar Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir Uygur Özerk Bölgesi varsa da, oradakiler de Türkiye’ye bakmakta ve Türkiye’de yardım ümit etmektedirler. Buna Gagavuzları da ilâve edebiliriz, başkalarını da.

Ahıska Türkleri ile ilgili ben bir iki hatırayı da sizlerle paylaşmak isterim.

1991 yılında UNESCO’nun İpek Yolu Projesi çerçevesinde eski Sovyetler Birliği, Orta Asya cumhuriyetlerini dolaşırken, gerek Oş’ta, gerek Kazakistan’da, gerek Taşkent’te Ahıskalılarla tanışma, onların sorunlarını dinleme fırsatını bulmuştum. Maalesef biz bir Türk kardeşliğinden bahsederiz ama menfaatler çatışınca o kardeşliğin de pek işe yaramadığı ortaya çıkar. Bu noktada siyasetçilerin rol alması gerekiyor. Özbekistan’da iken daha 89 Çatışmalarının yeni olduğu dönemde bir Özbek meslektaşıma, “Siz neden bizim Türklere böyle davrandınız? Neden katlettiniz?” diye sordum. “Yok öyle bir şey olmadı, provokasyon oldu!” dedi. Biraz daha sıkıştırdığımda daha ilginç bir şey söyledi: “Biz onları buraya misafir olarak kabul ettik, ama onlar misafirliklerini bilmediler!” dedi. Ben, “Ne demek misafirliklerini bilmediler?” diye sorunca: “Onlar bizden daha iyi yaşıyorlar!” dedi. Sonra baktım ki, Ahıskalılar çalışkan. Her muhacir gibi yerli halktan daha fazla çalışıyor ve kendine daha iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla da böyle bir durum ortaya çıkıyor.

Bizde de Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızın ne kadar çalışkan ve ne kadar becerikli olduğunu görmüştük. Aynı şeyler onlar için de söylenmiştir. Demek ki, bu insanın tabiatında olan bir husus. Yabancının başarılarını hazmedememe, onun başarılarına hoş gözle bakmamaktan kaynaklanıyor. Bahsettiğim yıl 1991, şimdi ise sene 2007. Biz bu kadar sene içinde onlar için neler yapabildik? Esasında pek fazla bir şey de yapamadık. Bir takım konferanslarda konuştuk, sorunları budur dedik, çok üzülüyoruz dedik, fakat maalesef… Şimdi yetkililerde burada, ifade ettim, ben Gürcistan’la iyi ilişkilerimiz var. Onları zorluyoruz ediyoruz ama bazı konularda daha ültimatomvari birtakım şeyler var.