14NPakdil

Bu İnsan Hakları İhlâli Kaldırılmalıdır

Konuşmacı: Nevzat PAKDİL

Türkçemizde, dilimize yerleşmiş güzel deyimler vardır, kelam-i kibarlar vardır. Hepimiz deriz ki, vatan sevgisi imandandır. Yani vatana olan duygumuzu bu kadar önemle ifade ederiz ve bunu belirtiriz. Şimdi burada bir insan topluluğu düşünün ki, kendi vatanlarından uzakta. Biraz önce Federasyon Başkanının söylediği gibi sekiz ülkeye dağılmış olan bir topluluk var. Hatta bu insanların kimliği tartışma konusu haline getirilmekte ve kendilerinin istemedikleri başka adlar verilmek istenmektedir.

Bir kısmı Orta Asya coğrafyasında, bir kısmı Amerika’da, bir kısmı Türkiye’de yaşıyor ama bir gerçek var ki, hiç birisi kendi vatanında yaşamıyor. Kendi vatanından uzakta, özgür değil, huzurlu değil, güven içerisinde değil.

Burada Ahıskalı kardeşlerimize büyük görevler düşüyor, bizlere görevler düşüyor, uluslararası kuruluşlara görevler düşüyor. Hazırlamış olduğum bazı notlar vardı ama bu işleri çok yakinen takip eden Avrupa Konseyi’ndeki arkadaşımız Mehmet Çavuşoğlu Bey mutlaka onları teferruatı ile izah edecektir. Ahıskalıların zorla göç ettirilme macerasını Yunus Bey anlattı, buradaki filmden seyrettik ve bir kısım kitaplardan okuduk.

Şimdi bir insanlık suçu var ortalıkta. Bu suçu işleyen insanların büyük çoğunluğu göçmüş gitmiş dünyadan. Hatta o kararları verenler çoktan ölmüşler. Fakat bir gerçek var, oda böyle bir suçun işlenmiş olduğudur.

Bugün insanların üstüne düşen bu suçun giderilmesidir. Bir insan hakları ihlâli var, bu ihlâlin kaldırılması, bir çözüme kavuşması gerekmektedir. Bu bütün insanlığa ait olan bir değerlendirmedir. Çünkü bizim kültür ve medeniyetimizde, bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş olacağına inanıyoruz. Bir insana hayat hakkını veren önce Allah, ona o imkânı vereni de bütün insanlığı diriltmiş olacağına inanıyoruz ve bu inançla hareket ediyoruz. Burada yüz binlerce insan var, yani yarım milyonu aşkın olan insanlar bütün coğrafyalara yayılmışlar ve bu insanların bir tek isteği var. Diyorlar ki vatanımıza dönelim.

Dünyada binlerce yıl sonra kendi ait oldukları topraklara dönen insanların olduğunu düşünürsek, Ahıskalıların da tabii bir hakkı olduğunu anlarız. Eğer biz her şeyden önce, bir insan olarak bu derde çare olabilirsek, bunu bir noktaya taşıyabilirsek, bu uğurda gayretlerimiz olursa, inanıyoruz ki büyük bir hayır işlemiş ve bir yarayı dindirmiş olacağız.

Şunu da ifade etmek isterim ki, rahmetli Mehmet Akif’in dediği gibi, “Bir hak sahibi insan vardır, o da hakkımı vermem diyor.”

Bu hususta Ahıskalıların kendi dertlerini hiç kimseye ihale etmeden, başkalarına vermeden, kendi gayretleriyle belirli bir hedefe yürümeleri gerekir. Çünkü bir insanın derdini en iyi kendisi bilir. Kendi derdini başkalarına havale eden, kendi derdine başkalarından çözüm bekleyen insanlar bu işlerin, meselelerin, hiçbir zaman çözülmediğini görmüşlerdir. Tarihte bunun örnekleri vardır. İşte böyle bir fırsat var, böyle bir imkân var elimizde.

Arkadaşlarımız, bu dönem içerisinde, Avrupa Konseyi’nde Gürcistan’ın geçmişte vermiş olduğu sözleri yerine getirmesi için uluslararası platformda büyük mücadeleler veriyorlar. Bu mücadelelerden belirli bir netice alınacağına inanıyorum. Biraz önce Sayın Bakanın söylediği gibi, belki çok kısa zamanda büyük işler olmayacaktır ama daima yürüyerek hedefe varılır. Giden bir kaplumbağa duran bir uçaktan, duran bir arabadan çok daha uzun mesafe alır, çünkü o yürüyor.

İşte burada aynı şekilde, meseleye hep beraber sahip çıkarak bu insanların göz yaşlarını dindirmemiz lâzımdır. Bugün dünyanın her yerinde, kendisine ait olan insanları muhafaza eden, müdafaa eden ülkeler, her geçen gün güçlerini artırmaktadırlar. Bizlerin arzusu ve istikameti, bir insan hakkı olan Ahıskalıların vatana dönüşü, yani Gürcistan’da kendi yaşadıkları topraklara dönüşünün gerçekleşmesidir. Biz bu dönem içerisinde Meclis olarak, hükümet olarak ve Türkiye’deki bütün siyasî kuruluşlar, hiçbir ayırım yapmadan, bu hususun gerçekleşmesi için, neticelenmesi için büyük çabaların içerisindeyiz ve bundan sonra da bu çabamıza devam edeceğiz.

Ben tekrar huzurunuzda Avrupa Konseyi’nde, burada huzurunuzda bulunan kardeşimiz Mehmet Çavuşoğlu başta olmak üzere Murat Mercan, Yakup Beyler ve diğer arkadaşlarımızın hepsini ve bütün Orta Asya coğrafyasında büyük emekleri geçen Nevzat Yalçıntaş  Hocamıza da teşekkür etmeyi borç biliyorum. Emeği geçen, geçmişte bakanlık yapmış olan değerli dostlarımıza, bu hususta yazılarıyla, her alandaki gayretleriyle emek gösteren bütün insanlarımıza, isimli isimsiz hepsine şükranlarımı sunuyorum. Ümit ediyorum ve dua ediyorum ki, Ahıskalılar, inşaallah en kısa zamanda kendi vatanlarına döneceklerdir.

Bu vesileyle başta Yunus Zeyrek Bey olmak üzere bu toplantının gerçekleştirilmesinde emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyor ve buradan Ahıska Türkleri için hayırlı bir neticenin çıkacağı ümidiyle hepinizi hürmetlerimle selâmlıyor, saygılar sunuyorum.


*Nevzat PAKDİL 
TBMM Başkanvekili-Kahramanmaraş Milletvekili