PB260144_small

Anadolu’nun Bağrında Unutulmuş Ahıskalılar

 

Yazar: Harun BOZKURT

Coğrafya

Orhan köyü, Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı bir köydür. Yozgat’a 73 km, Yerköy’e 33 km uzaklıktadır. Burada bazı kışlar çok soğuk geçer. 1980’li yıllarda kış ayında kar seviyesi evleri kaplamaktaydı. Çok kar düşünce yazın buğday boyu normal bir insanın boyundan büyük olmaktaydı. Artık eskisi gibi çetin kışlar görülmemektedir. Kış mevsimi, kuru ayaz ve karlı geçmektedir.

Orhan köyü, yerleşim alanı itibariyle geniş bir sahayı işgal etmektedir. Yaz aylarında, su bolluğunda yemyeşil bir köy görünümündedir. Kuraklık olduğunda köy, sanki ıssızdır.

Orhan köyünde üzüm, kayısı, erik, ceviz, ayva gibi meyveler yetiştirilmektedir. Bahar mevsimi genellikle yağışlı geçer. Yaz aylarında aşırı derecede sıcaklık olmaz. Köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanır.

Ahıskalıların buraya gelişi

Ahıska önce 1828’de Rus istilâsına uğramış. Sonra, halk arasında 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında Kars, Ardahan da Rusların eline geçince, Ahıska Türkiye’ye daha uzak kalmış. Ruslar, Gürcüler ve Ermeniler, bölgenin yerli Türk nüfusuna baskı yaparak buralardan gitmesi gayret etmiş; bunlardan boşalan yerlere de Hıristiyan unsurlar iskân edilmiştir.

Diğer taraftan,  93 Harbi sırasında Ruslara yardım ederek Türk komşularını arkadan vuran Anadolu Ermenileri, savaş sonrası Anadolu’da barınamayıp Ruslarla beraber gelip Ahıska ve çevresine yerleşmişlerdir. Ermeniler, bu yörede kendilerine rahatça yurt bulmak için Ahıska’daki Türklere şiddetli baskılar yapmışlardır. Bu baskılar sonucunda Ahıska’daki bazı Türk aileleri, Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmışladır.

İşgal yıllarında Rus askerlerinin bölgedeki Türklere şöyle dedikleri anlatılmaktadır: “Osmanlı hükümetiyle Çarlık Rusya’sı arasında yapılan anlaşma gereği, mecburen Anadolu’ya göç edeceksiniz. Yanınıza taşıyabileceğiniz değerli eşyalarınızdan alarak kısa zamanda hazır olunuz. Burada ne kadar gayrimenkulünüz varsa kayda geçirilerek sizlere  gayrimenkullerinizin ne kadar olduğunu gösteren belgeler verilecek. Bu belgelerle Anadolu’ya gideceksiniz. Osmanlı hükümeti sizleri Anadolu’da boşalmış olan Ermeni köylerine yerleştirip Ahıska’da sahip olduğunuz kadar gayrimenkul (tarla, toprak) verecektir.”

Bu süreçten sonra Anadolu’ya göç edenlere çarlık Rusya’sı tarafından pasaportlar verilerek göç süreci başlamıştır. Türklerin boşalttığı yerlere de Ermeniler ve Gürcüler yerleştirilmiştir.

Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı olan Orhan köyü sakinleri, bu süreçte Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmışlardır. Rus ve onların yardımcısı durumundaki Hıristiyan unsurlar arasında hayat şartları ağırlaşınca yerli ahali, kafileler halinde Anadolu’ya göç etmeye başlıyor. Bu süreçte çok sıkıntılar çekiliyor.

İşte böyle bir halet-i ruhiyede vatandan koparılan Orhan köyünün sakinlerinin dedeleri yanlarına sadece taşıyabilecekleri eşyalarından birkaçını alabiliyorlar, sadece bunları. Kilimler, bakır kaplar, ziynet eşyaları  vs… Bu eşyaları alarak kağnılarla yola çıkıyorlar.

Tesbit ettiğimiz kadarıyla bu göçle Ahıska merkezine bağlı Dadanış ve Zeydan köylerinden,  Aspinza ilçesine bağlı aşağı ve yukarı Oşora, Kunsa, Damala, Zürzel, Varnet  ve Gamze köylerinden halk birleşerek kafileler halinde Anadolu’ya göç ediyorlar.

Bu göç esnasında halk Kars, Ağrı, Iğdır, Erzurum, Erzincan ve Bayburt  illerine uğrayarak[1] Çorum iline bağlı Alaca ilçesinin Söğütözü, Hışık ve Örükaya köylerine yerleşmişler. Bir kısmı da Yozgat iline bağlı Yerköy ilçesinin Karaağıl köyü[2] ve Orhan köyüne yerleşmişlerdir. Karaağıl ve Orhan koylerine yerleşen Ahıska muhacirleri, çevre köylerin ahalisi tarafından hoş karşılanmamışlar. Özellikle Karaağıl koyünün çevresinde bulunan köylerin sakinleri, halkımıza çok eza cefa vermişler. Buralardan başka yerlere göç ettirmek için baskı yapmışlar.

Rivayetlere göre, Ahıska’dan göç ederek buralara yerleşen insanlarımız, çok babayiğit insanlarmış; güçlü, kuvvetli, heybetli bir yapıya sahiplermiş. Özellikle Karaağıl köyünde yaşayan iki zat varmış; bunların ölümleriyle Karaağıl’da yaşayan halkımıza çevre köylerin baskıları iyice artmış. Sonra burada kalan son aileler de Orhan köyüne yerleşmişlerdir.

Osmanlı Devleti, Orhan köyüne göç eden bu halkı, yerleştirip toprak vermiştir. Eğer rivayetler doğruysa, bu toprak dağıtımı, Çarlık Rusya’sı ve Osmanlı Devleti arasında yapılan anlaşma gereği mecburî göçe tâbi tutulan bu halkın, Ahıska’dan gelirken Rus yönetimi tarafından ellerine verilen belgelere göre yapılmıştır.[3] Derler ki, Ahıska Türklerine toprak dağıtımı, çevre köylerin halkını iyice öfkelendirmiş. Ama zamanla çevre köylerin insanlarıyla iletişim artmış, akrabalıklar kurulmuş ve bu hasmane tutum ve davranışlar sona ermiştir.

Köyümüze, Ahıska’dan gelen kafilelerden ayrı olarak 30-35 sene sonra Sarı Osman isimli bir zat da göç etmiş. Bu şahıs, önce orada kalarak Osmanlı hesabına casusluk yapmış. Batum, Ahıska, Tiflis, Kars ve  Erivan bölgelerinden haberler toplayıp Osmanlı’ya bilgi aktarmıştır. Ermenilerin şikâyetiyle Osmanlı casusu olduğu anlaşılınca Ruslar tarafından öldürülmek istenmiş. Bunun üzerine o da gelip köyümüzdeki akrabalarının yanına yerleşmiş.

Köyümüzün sabit bir nüfusu olmamıştır kurulduğundan beri nufus devamlı değişmiştir. Yaklaşık olarak 40 ile 60-70 hane arasında  değişmiştir. Ahıska’dan kafileler halinde gelindiği için akrabaların ve Ahıska’da aynı köyden olan ailelerin Anadolu’da farklı yerlere yerleşmiş olmalarından dolayı köyümüzün ahalisi özellikle Alaca’ya bağlı Söğütözü, Hışık ve Örükaya köylerindeki akrabalarının ve eski köylülerinin yanına gidip gelmişlerdir. Şimdi köyümüzün hane sayısı 15’tir. Son üç nüfus sayımına göre nüfusu şöyledir:
1997: 121,  2000: 121, 2007:  66.

Kendini hissettiren geçim sıkıntısından başka, gençlerin okumak ve çalışmak amacıyla muhtelif şehirlere gitmesinden dolayı köy nüfusu git gide azalmıştır. Orhan köyü, Yerköy’e, Ankara’ya ve özellikle İzmir’e göç vermiştir. İzmir’in Bornova ilçesinin bir mahallesinde bizim köyden göç eden hane  sayısının 50-60 hane olduğu söylenmektedir.

1920 yılından itibaren köyümüzde muhtarlık yapmış kişilerin adlarını bilmekteyiz:

1920-1956  Mihrali ve Kasım kâhyalar dönüşümlü olarak yapmıştır.

1956-1960:  Aziz Bozkurt
1960-1964:  Çelebi Özer
1964-1968:  Abdi Özbek
1968-1970:  Duran Afacan
1970-1972:  Gülahmet Atik
1972-1974:  İlyas yaşar
1974-1978:  Rasim Özbek
1978–1984: Muhlis Alim
1984  ve sonrası  Nusret Özer

Köyümüzün kültürü, âdet ve gelenekleri:

Düğünlerimiz, genellikle cuma günleri başlayıp pazar günü sona erer. Erkek tarafında düğün cuma namazı kılınıp cami cemaati yemeğe davet edilir. Cemaat, hoca efendi de beraberlerinde olduğu halde düğün evine gider. Damat, hoca efendinin yanında bulunur. Bir bayrak getirilir. Hoca efendi burada dua eder, tebriklerini sunar. Duası yapılan bayrak, evin çevreden görünebilecek bir yerine dikilir. Yemekler yenilir, çaylar içilir. Bundan sonra isteyen, düğünde kalır, isteyen evine gider.

Düğünlerimizde çalgı olarak genellikle davul, zurna ve saz bulunur. Cuma günü düğün sahibinin görevlendirdiği bir kişi, bütün köye şeker dağıtır ve köylüyü akşam düğün evine davet eder. Köy ahalisi, akşam olunca aile efradıyla birlikte düğün evine giderler. Burada eğlenilir, oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Kızlar kendi aralarında bir ekip kurarak erkek kılığına girip piyes türü bir oyun sergilerler. Eğlence, gece geç saatlere kadar devam eder. İkindi üzeri, erkek evinden büyükler kız tarafına giderek kız tarafına hayırlı olsun dileklerini iletirler. Buna mukabil kız tarafı da akşam saatlerinde erkek evine gelerek iadeyi ziyarette bulunur, tebriklerini iletirler.

Cuma akşamları köyün gençleri başta olmak üzere toplanan köylüler, kız evine baskına giderler. Davul zurna da beraberlerinde olduğu halde kız evine gidilerek yaklaşık bir saat orada oyunlar oynanır, halay çekilir. Kız evi de erkek evine cumartesi akşamları baskına gelirler.

Cumartesi günleri düğünde yine eğlenceler devam eder. Çevre köylerden de tanıdıklar düğüne gelerek tebriklerini iletirler. Damat, kız evine gelir, geline ve damada kına yakılır. Pazar günü olunca düğün evinde bir kafile oluşturulup gelin almaya gidilir. Kız evine gidilir. Gelin, evden dualarla çıkarılır, erkek evine getirilir. Damat, düğünden bir hafta sonra gelini yanına alıp gelinin ana baba ve akrabalarının elini öpmeye giderler.

Orhan köyünün belli başlı yemekleri şunlardır: Hinkal, mantı, kete, kulaklı katmer, feselli, cadi, bişi, mafiş, arabaşı, patatesli makarna, güveç…   

Köyümüz ve çevre köyler tarafından ünü bilinen Karaağıllı Sarı Âşık isimli bir halk şairi yaşamıştır. Fakat ne yazık ki hakkında bilgi bulamadık. Bu âşıkın eserleri de günümüze ulaşmamıştır.

Köyde eskiden beri devam etmekte olan Köse şenlikleri vardır. Her sene bir kış ayında gençler kendilerine kömürden bıyık, sakal vb. yaparak ev ev dolaşır, bulgur, buğday, şeker, para vb. şeyler toprarlar. Zamanla bazı âdetler kaybolmaya yüz tutmuştur.