tren erzurum_kucuk

Kars-Tiflis Demiryolu

Yazar: Yunus ZEYREK


Tarihçe

Güney Kafkasya’da demiryolları Çarlık Rusya’sı zamanında inşa edilmeye başlandı. Bu bölgede işleyen ilk demiryolu, 1871 yılı ağustosunda açılan Batı Gürcistan’daki Poti-Zestafon hattıdır. Bu hat, 1872’de Tiflis’e bağlandı. 1880’de Bakü şehrinin yer aldığı petrol bölgesi Abşeron Yarımadası’nda lokomotif sesleri duyuldu. 1883 yılında. Bakü-Tiflis-Batum-Sohum hattı inşa edildi. 1899-1908 yılları arasındaki zaman dilimi içinde Tiflis-Gümrü-Culfa hattı bölüm bölüm işletmeye açıldı.

Çarlık Rusya’sı, 1878 Harbiyle işgal ettiği Kars’a Gümrü’den bir demiryolu hattı çekerek burayı Tiflis’e bağladılar. Bu hat daha sonra Sarıkamış’a bağlandı. Sarıkamış felâketini hazırlayan faktörlerin başında işte bu demiryolu gelir. Zira cephanesini katır sırtında taşıyan Osmanlı ile topunu tüfeğini trenle taşıyan Rusya savaşıyordu!

İkinci Dünya Savaşı sırasında da Batum-Tiflis hattı üzerindeki Haşur’dan Ahıska’ya da bir hat çekildi. Bu hattın inşaatı Ahıska Türklerinin işçiliği ile tamamlandı. Gençlerini Alman cephesine göndermiş olan Ahıskalı babalar ve analar, yaptıkları bu yoldan zafer kazanan gençlerinin trenle geleceğini ümit ediyorlardı. Öyle olmadı. Bu demiryoluyla gelen ilk lokomotifler, çektikleri hayvan vagonlarıyla 15 Kasım 1944 gecesi,  Ahıska ahalisini vatandan alıp Türkistan ülkelerine götürdü. 63 yıl geçmesine rağmen o uğursuz tren hâlâ dönmedi…

Ankara-Bakü

Türkiye’yi Kafkasya ve Asya’ya bağlayan yollar, tabiatın müsaade ettiği birkaç güzergâhtan ibarettir. Bunlar İran, Ermenistan ve Gürcistan üzerinden geçmektedir. En kestirme yol Ermenistan güzergâhıdır. Bu güzergâh Türkiye’yi hem kara hem de demiryoluyla Bakü’ye bağlar. Kars-Gümrü demiryolu, Tiflis üzerinden Bakü’ye ulaştığı gibi Erivan üzerinden Nahcivan’a ve oradan da Tebriz’e ulaşır.

Çarlık Rusya’sı marifetiyle XIX. yüzyılda tarihî Azerbaycan topraklarında vücuda getirilen Ermenistan, zamanla bir hançer gibi Türk dünyasını ikiye parçalamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde daha da saldırgan hâle gelen Ermenistan, cürmünden fazla yer yakmış, Azerbaycan topraklarının çok önemli bir kısmını işgal ederek bölge barışını alt üst etmiştir. Bir kin ve nefret ülkesi hâline gelen Ermenistan, bu siyasetiyle, Türkiye’nin asla kabul edemeyeceği derecede komşuluk vasıflarını da ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla bu ülke üzerinden geçen güzergâh saf dışı bırakılmış, Türkiye’yi kardeş ülkelere ulaştıracak yeni güzergâh arayışına mecbur etmiştir.

Ermenistan’ın devre dışı bırakılmasıyla en elverişli güzergâh olarak Gürcistan görünmektedir.

Bugün Gürcistan-Türkiye bağlantısı iki nokta üzerinden yapılmaktadır. Bunlardan biri Karadeniz sahil yolunun en doğu noktasındaki Sarp kapısı, Türkiye’yi Batum’a bağlamaktadır. Dahilî bir havaalanı konumundaki Batum, proje safhasındaki demiryoluyla da Hopa’ya bağlanacaktır. Ama bu yolun millî demiryolu şebekemize bağlanması henüz hayaldir.

Türkiye ulaşımının Gürcistan’la ikinci temas noktası ise Ardahan’ın Posof ilçesi sınırındaki Türkgözü kapısıdır. Bu kapı, Ahıska’ya açılmaktadır. Tiflis’ten Ahıska’ya gelen demiryolu hattı, Ahıska’yı geçerek Türkgözü’ne birkaç kilometre mesafedeki Vale kasabasına kadar gelmektedir.

Kars-Ahılkelek

Türkiye’yi Bakü’ye bağlayacak demiryolu projesinin hayata geçirilmesi amacıyla, üç ülkenin cumhurbaşkanları Abdullah Gül, İlham Aliyev ve Mihail Saakaşvili’nin iştirakiyle 21 Kasım 2007 tarihinde Tiflis’te sembolik bir temel atma töreni yapıldı. Projenin, 2010 yılında tamamlanacağı ifade edilmektedir.

Bu proje hakkındaki görüşlerimizi, bir sene önce internette yazdık ve 2006 Eylülünde Antalya’da yapılan Türk Dünyası Kurultayı’nda mikrofondan dile getirdik. Proje tamamlanmış, hesabı kitabı ona göre yapılmıştır denilerek bilinen yolda devam edildi. Ancak biz tarihe not düşmek maksadıyla, belki gelecekte yapılacak projelere yol göstermesi bakımından meseleyi burada biraz daha etraflı bir şekilde ele almayı uygun bulduk.

Kars-Ahılkelek arasında işlek bir yol bulunmamaktadır. Demiryolu hattının buradan açılması fikrinin nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz. Bu fikri ortaya atan, buna göre proje üreten ve bu projenin hesap kitabını yapanların tarih ve coğrafya bilgilerinin noksan olduğu kanaatindeyiz.

Ahılkelek, 1828 Osmanlı-Rus Savaşı sonucu, bu savaşta Rus ordusu saflarına geçerek Osmanlı’ya karşı elinden gelen ihaneti yapmış olan Erzurum ve Bayburt Ermenilerinin, Edirne Barışı’ndan sonra iskân edildikleri problemli bir bölgedir. Gürcülerin Cavaxet dedikleri bu bölgede, zamanla Ermeni azgınlığı çekilmez olmuş, yerli Türk ahali Anadolu’ya göç etmiştir. Burada yaşayan Ermeniler, bugün de rahat durmamaktadırlar. Hatta çocuklarını Gürcü okullarında okutmamakta, Gürcüce öğrenmemekte, Gürcü parası kullanmamakta, özerklik istemekte, yöneticilerini kendileri tayin etmekte, daha ileri giderek burayı Ermenistan’a bağlamak istemektedirler.

Bu problemler bilindiğinden, Bakü-Ceyhan boru hattı, daha kestirme olmasına rağmen Ermeni bölgelerinden değil, kuzeyden, Ahıska üzerinden Posof’a, oradan da Ardahan üzerinden Erzurum’a bağlanmıştır.

Hâl böyleyken

Durum böyleyken, bu demiryolu hattı projesi neden buradan yapılmıştır? Sadece Tiflis’e gitmek mi murat edilmiştir?

Projenin amacı şöyle belirtilmektedir: “Türkiye-Kafkas ülkeleri ve Orta Asya arasında transit demiryolu taşımacılığının tesisi suretiyle, koridor üzerindeki ülkeler arasında ticarî ilişkilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır.”

Bu anlayışla yapılacak demiryoluyla Kars’tan çıkacak bir tren, adeta hiçbir yere uğramadan, meskûn yerleri görmeden Gürcistan sınırına ulaşacaktır! Hâlbuki demiryollarının bundan başka çok yönlü fonksiyonları söz konusudur. Onlar nasıl göz ardı edilebilir?

Kars’ı Gürcistan sınırına bağlayacak 76 kilometrelik hat için Türkiye, 380 milyon YTL ödenek ayırmıştır. Gürcistan ise Türkiye sınırından Ahılkelek’e kadar olan 29 kilometrelik hattı yapacak ve ayrıca Ahılkelek’ten Tiflis yakınlarına uzanan mevcut hattın rehabilitasyonunu tamamlayacak. Gürcistan’daki yapım çalışmalarının bedelini Azerbaycan karşılayacak. Nitekim temel atma töreninde konuşan Açerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Projenin hayata geçirilmesinde gerekli finansal desteği kendi imkânlarımızla temin ettik.” demiştir.

Mevcut projeyle bu demiryolunun Ardahan’la ilgisi şöyledir: Ardahan’a ve hiçbir ilçesine uğramayan demiryolu, Çıldır ilçesinin üç köyü yakınından geçmektedir!

Ardahan’da devletin varlığının ne derecede hissedildiği bilinmektedir. Burası, kayda değer hiçbir ziraî ve sınaî yatırımı bulunmayan, valileri sırf valilik payesini almak için giden, işini halledenlerin göç ettiği, günden güne tenhalaşan metruk bir vatan coğrafyasıdır… Bir an için, söz konusu ettiğimiz bu demiryolunun Ardahan’dan geçtiğini düşünelim. Neler değişir, neler gelişir…

Demiryolu Ardahan’dan geçseydi, bu coğrafya Anadolu coğrafyasına bağlanmış olur, kaderi değişirdi. Yurdun batı bölgelerine akıp giden göç dururdu. Belki göç tersine dönerdi. Yalnız fakirlerin ve çaresizlerin değil, her tabakadan insanın yaşadığı bir yurt köşesi olurdu. Fena mı olurdu?

Ardahan’a demiryolu deyince

tutulmuştur. Rusların Kafkasya ve Asya’da inşa ettikleri uçsuz bucaksız demiryollarının hikâyesi okununca bu konu daha iyi anlaşılır. Unutmayalım ki Sarıkamış felâketinde bizi mahveden birinci sebep ne Rus kuvveti ve ne de kıştı! Birinci sebep bizim demiryolumuzun olmayışıydı. Ruslar ise o zamanlar Tiflis’ten Sarıkamış’a kadar demiryolu yapmışlardı. Biz gemiyle Trabzon’a, oradan da katır sırtında Tortum dağları üzerinden cephane taşırken Ruslar, cephaneyi, topu tüfeği trenle Sarıkamış’a yığmışlardı. Bundan büyük ibret olur       Demiryolu sadece yük ve insan taşıyan bir vasıta olarak düşünülmemelidir. Meselenin stratejik boyutu hesaba katılmamaktadır. Halbuki işin bu yönü her zaman ön planda mu?

1878-1921 yılları arasında Rus istilâsı altında kalan Ardahan’a o zamanlar bir demiryolu yapılmıştır. 1918 yılında buralara gelen tarihçi Ahmed Refik Bey, “Kars’tan Ardahan’a giden demiryolunun muntazam rayları”ndan bahsetmektedir. Zannediyorum kurtuluştan sonra bu hat, köylüler tarafından sökülerek samanlık damlarında kullanılmıştır. Bu güzergâh yeniden keşfedilerek buradan demiryolu rahatlıkla yapılabilirdi. Oradan da Hanak ve Posof üzerinden Ahıska’ya…

Gürcistan tarafından demiryolu hattı Ahıska’yı da bu tarafa geçerek Posof sınırına bir-iki kilometre mesafedeki Vale’ye kadar gelmektedir. Demek ki öbür taraf tamam. Kalıyor bu taraftan bağlamak! O hâlde bu imkânı Ardahan’dan niçin esirgedik? Bir düşünün Kars’ın Susuz ilçesi, Ardahan şehri, Hanak, Damal ve Posof ilçeleri, lokomotif sesleriyle çınlayacaktı.

Bugün Ahıska Türklerinin vatana dönüşleri gündemdedir. Avrupa Konseyi süreci başlamıştır. Gürcistan, dönüş kanununu parlamentodan geçirmiştir. Ahıskalılar vatana geldiği zaman buranın trenle Türkiye’ye bağlı olmasının hayali bile hoş. Tabii anlayana! Böylece 15 Kasım 1944 gecesi giden tren, vatana dönmüş olacaktı. Maalesef işin bu yönü de düşünülemedi.

Diğer taraftan Ardahan’a gelecek demiryolu, Artvin, Şavşat ve Ardanuç’a da fayda sağlayacaktı. Hatta Hopa limanı daha da canlanacaktı.

Birileri Ulgar Dağı’nı bahane edebilir. Ama kaç uzman gidip fizibilite çalışması yapmış ve artıları eksileri hesaplamıştır? Kafadan karar verilemez ve vatan coğrafyasını başkente bağlamanın değeri parayla ölçülmez ki… Kaldı ki mevcut projede de bir viyadükle bir kilometrelik tünel bulunmaktadır.

Bakü-Ceyhan boru hattının da bu güzergâhtan gittiğini unutmamalıyız. Peki demiryolu projesini hazırlayanlar, bu hattın, boru hatlarına paralel gitmesini neden uygun görmemişlerdir?

Kaygılar

Bakü-Ceyhan boru hattı yapılırken, zannediyoruz ki, güvenlik sebebiyle kestirme olmasına rağmen Ahılkelek güzergâhından vazgeçilmiştir. Zira bu bölge hem Ermenistan sınırına yakındır ve bölge nüfusu Ermenilerden meydana gelmektedir. Bunlar, Ermenistan siyasetine paralel sivil toplum örgütlerine sahiptir. Yani burası, yukarıda bahsettiğimiz gibi riskli bir alandır.

Bu demiryolunun elbette ki faydası vardır, yani bir hiç değildir. Ama bu yol, Ardahan üzerinden Ahıska’ya bağlanmış olsaydı, sosyal, siyasî, ekonomik ve stratejik birçok yararından söz edecektik. Ne yazık ki bunca tantanaya rağmen bunları söyleyemiyoruz.

Sonuç

Gelişmiş ülkelerin en önemli özelliklerinden biri olan demiryolu gerçeğinin ülkemizde hâlâ kavranamamış olması üzücüdür. Bu demiryolunun yapılması, elbette yapılmamasından hayırlıdır. Ama etraflı düşünülememiştir. Bu projede uzak görüşlülük söz konusu değildir. Biz bu kafayla hâlâ, “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” diyemeyeceğiz.

İşin garip tarafı, bölgenin siyasetçileri de meselenin önemini anlayamamışlardır.

Artık dönüşü olmayan bir noktada bu demiryolunun en kısa zamanda tamamlanmasını bekliyor, hayırlı olmasını diliyoruz.