|

İlmî bir seyahatle Kazakistan’ın Canbul (Taraz) şehrine giden Azerbaycanlı Dr. Muharrem Gasımlı, burada yaşayan Ahıska Türkleriyle sohbet ederken Müşür Baba dediği bir ihtiyarla da konuşur.
Müşür Baba, bir zamanlar Gürcülerin, soy adlarını değiştirme çabalarından bahseder: “Biz önce Gürcüymüşüz de sonra zorla Türkleştirmişler! Bu topraklar da kadim Gürcü topraklarıymış! Şimdi istiyorlar ki biz yeniden Gürcü olalım! Çok yazıp çizdiler, ama kimsenin aklına yerleştiremediler.”
Gasımlı sorar, “Peki senin familya adın neden Paşaladze?”
Müşür Baba, yarasına dokunulmuş gibi olur:
“Sözü oraya getirmek istiyorum oğul. Baktılar ki bu iş olmayacak; bizi Türklükten çıkarmak çetin meseledir, aile adlarımızı değiştirmeye başladılar. Bizde aile adları, baba adıyla oğlu sözü birlikte kullanılır. Benim babamın adı Paşa’dır; bize Paşaoğlu derler. Gel gör ki hüviyet cüzdanı/pasaport verilirken Paşaoğlu’nu zorla Paşaladze yazdılar. Komşumuz Dadaşoğlu’ydu. Onunkini de Dadaşidze yaptılar! Benim halamın oğulları var, onlara Zeynaloğulları derler. O zamanlar onları da zorla Zeynişvili olarak yazdılar. Bunlarla sonuç alınamadı. Stalin ve Beriya, bu meseleyle bizzat ilgilendiler. Savaş zamanı ellerine fırsat geçti. Bizi sürgüne gönderdiler.”
Müşür Babanın anlattıklarından etkilenen Muharrem Gasımlı, duygularını bir şiire döker:
Sökülmeyen bend-bereler sökülür,
Deli çaylar yatağından çekilir,
Dağlar taşlar eriyip de dökülür,
Türklüğümüz yenilmez!
Garı düşmen yüz değişsin adımız,
Kandan gitmez dede baba odumuz,
Gör ne diyor sümüğümüz südümüz,
Türklüğümüz yenilmez!
Sen ha çalış azdırasın yolumu,
Tanıyorum ulusumu ulumu,
Bağlasan da kanadımı kolumu,
Türklüğümüz yenilmez!
Biz kartalız, tüyü tüyden seçeriz,
Gerek olsa çekip ağu içeriz,
Kanlı kanlı kılınçlardan geçeriz,
Türklüğümüz yenilmez!
Müşür baba söylediğin o sözü,
Tanrı kanımıza yazmıştır özü,
Kadir Mevlâ’m böyle yaratmış bizi,
Türklüğümüz yenilmez!
(Sümük: Kemik)
* İsmayıl Kazımov, Ahıska Türklerinin Dili, Bakı 1999, s. 138-139. |