Bazı okuyucular arayarak “Dergi nerede kaldı?” diye soruyorlar. Biz de dergimizin üç ayda bir çıktığını tekrar hatırlatıyoruz!
Yolu beklenen bir dergiye emek vermek ne güzel…
Sürgün halkımızın vatana dönüşüyle ilgili kanunda belirtilen müracaat süresinin bitmesine az bir zaman kaldı. Böyle hassas bir zamanda, düzenli ve seviyeli bir yayın organı olan dergimiz Bizim Ahıska, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmenin huzuru içindedir.
Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni fakir, mart ayı başlarında Ahıska ve Acara’yı ziyaret etti. Bölgeyle ilgili son gözlem ve notlarını kaleme aldı. Bu seyahat esnasında çekilen bir çok fotografı dergide ve web sitesinde www.ahiska.org.tr görebilirsiniz.
Halkımızın vatana dönüşü meselesiyle ilk elden tam yetkiyle ilgilenen arkadaşımız Deniz Kaya, bu önemli günlerde mutlaka okunup üzerinde düşünülmesi gereken bir yazıyı hemşehrilerimiz için kaleme aldı: Gürcistan’a Geri Dönüş: 65 Yıllık Hayal ve Tarihî Fırsatlar.
Dergimizin hayat sebebi, günü ve maziyi yansıtmaktır. Bir yandan, günümüzde bizi ilgilendiren konuları, diğer taraftan da tarihî kültürümüzü, sanatımızı, duygu ve düşüncemizi elden geldiğince sayfalarımıza almaktır. Bu açıdan bakıldığında Gülnara Memmedova’nın, yüz yıl önceleri Ahıska’daki eğitim hayatına ışık tutan yazısı fevkalâde önemlidir.
Bu sayımızda dil ve folklor malzemesini işleyen yazıları ilgiyle okuyacaksınız. Ünal Kalaycı, Ahıska ağzında kullanılan birleşik kelimelerden; Hasan Torun, Şavşat deyimlerinden birer demet sunuyorlar. Valeh Hacılar’ın Gürcü kaynaklarında geçen Türk atasözü ve deyimleriyle ilgili yazısı da bu cümledendir.
Nizamettin Onk, yakın zamanda vefat eden Türk dünyasının büyük şâiri Bahtiyar Vahapzade’yi anlatıyor.
Bazı okuyucularımız, Terekeme/Karapapaklar hakkında bilgi almak amacıyla bize mektup yazmaktadır. Gürcistan’dan dergimiz için yazılar kaleme alan ve daha önceki bir sayımızda Ahıska/Ahılkelek Terekemelerini anlatan Fahri Valehoğlu, bu sayımız için Borçalı Karapapaklarıyla ilgili bir yazı hazırladı. Meraklı okuyucularımız bu iki yazıyı bir arada okumalıdır.
Azerbaycan’dan Nazım Kahramanov’un 1918 yılında Bakü’yü Bolşevik-Ermeni çetelerinden temizleyen Kafkas Ordumuzun faaliyetiyle ilgili yazısı da, bugünlerde bilhassa hatırlanması gereken bir tarihî dönemi işlemektedir.
Eli kalem tutan gençlerimizden Naile Kindiyeva ve Nilüfer Devrişova’nın yazıları da şüphesiz diğer gençlerimize örnek olacaktır.
Bahar sayımızı sunarken, eli kalem tutan hemşehrilerimizin yazı ve eski aile fotoğraflarını beklediğimizi tekrar hatırlatmak isteriz.
Yaz sayımızda görüşmek üzere, günlerinizin hep bahar hoşluğu içinde geçmesini diliyoruz.