Ahıska Destanı -Şiir-

Kardaşlar başliyah dertli bir destan,
Nasıl bir gülistan oldu kabristan.
Nasıl Ahıska’ya düşti velvele,
El oba töküldi gurbet ellere.
Zeynul’un dilinden dinleyin dostlar,
O gece ağladi kayalar taşlar.

Gürülti sesinden titredi yaprak,
Sallandi o gece yatmadi toprak.
Tökdiler evlerden dışari çıplak
Unutulmaz kırk dördünci tarihte.

Diriyken kefene sardiler bizi,
Yüz cüre ülkeye sürdiler bizi,
Cansız ceset kimi dürttiler bizi
Unudulmaz kırk dördünci tarihte.

Bir derdim varise o gün bin oldi,
Ömür gün bitmeyen bir sürgün oldi
Yıkıldi direğim, ocağım söndi.
Unudulmaz kırk dördünci tarihte.

Yüz tutup Allah’a eyledim nida:
Niye ettin beni vatandan cüda?
Vatan bize, biz vatana elvedâ,
Unudulmaz kırk dördünci tarihte.

Ömür amanattur, vatan her daim,
Niyani gitsem de gafil Yektaî’m
Dedim gurbet elde cansız mevtayım
Unudulmaz kırk dördünci tarihte.

Dişeri attiler, kitlenmişti kapiler,
Saldatinen çevrili evler, yapiler.
Ağladi kıbleye durdi camiler,
Bize vatan elden gitti, dediler.

Bastiler vagona, gözler karaldi,
Güneş görünmiyer, renkler saraldi.
Ayaz karda yol uzandi dolandi.
Bir ay sonra çıx vagondan, dediler.

Karincanın bile vatani vardur,
Vatansız yaşamak ayıptur, ardur,
Karnını doyuran maldur, davardur.
Vatansız bir hayvan olursun oğul.

Unutma, vatansız bir kara kulsun,
Vatansız ne şeref ne şan bulursun.
Ne vaxıt vatana sahip olursun,
O vaxıt insan olursun oğul.

Unutma bu dünya ezelden fani,
Leylâlar Mecnunlar nerede, hani?
Vatandır yaşadan halkı, insani,
Muradın vatanda alursun oğul.

Senin anan Ahıska’dur ey yetim,
Nerde yaşasan da odur axretin.
Unutma sürgüni, yoktur kıymetin.
Uliya uliya kalursun oğul.

Zeynul Yektaî