artvin kapak_small

ARTVİN Göğe Komşu Topraklar

Yazar: Nusret KOPUZLU

Dergimizin daha önceki sayılarından birinde yer alan Artvin bahsinde, bu zengin tarih yurdu üzerine lâyıkıyla eserler hazırlanmadığını söylemiştik. Bu düşüncemizden dolayı bazı Artvinli dostlarımızın bize gücendiğini biliyoruz. Kendi sınırlı imkânlarıyla bir şeyler yapmış olmanın rahatlığı içindeki bu dostlarımız, bu yazının başlığında anılan kocaman kitabı görünce bize hak vereceklerdir. Zira her çalışmanın belli bir plânı, projesi, imkânları ve amacı vardır. Bu açıdan bakınca, yapılan bir çalışma da o çapta bir şey olur…

Elimizdeki kitap, “T.C. Artvin Valiliği” yayınıdır. Büyük boy, renkli, 344 sayfadan meydana gelen bu kitap, birinci el belgelerle hazırlanmıştır. 2007 yılında Ankara’da basılan kitap, Artvin Valisinin “Destanlar yetimi bir ilimiz: Artvin” başlıklı takdimiyle başlamaktadır. Bunu, Dr. Ahmet Tetik’in, “Sessiz şehrin sırları” başlıklı yazısı takip etmektedir.

Bundan sonra kitabın çok önemli tarih belgelerinin verildiği sayfalarını karıştırıyo, şu bölümleri görüyoruz:[1]

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’ne (93 Harbi) ait belgeler (s. 11-39),[2] Eski çağlardan 93 Harbi’ne Artvin-Harun Yeni (s. 41-53); I. Dünya Savaşı’na ait belgeler (s. 55-73)[3]; I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele döneminde Artvin-Polat Safi (s. 75-92); Millî Mücadele dönemi belgelerinde Artvin’in kurtuluşu (s. 93-211); TBMM Gizli Celse Zabıtları: “Gürcistan ve Ermenistan arasında vuku bulan harbe ve Kafkas ahvaline dair” (21 Şubat 1921) (s. 213-249); TBMM Hükûmeti Hâriciye Vekîli Ahmet Muhtar Bey’in Gürcistan Hâriciye Nezâreti’ne notası ve Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa’nın bu notaya yazdığı zeyl (s. 251-257); Artvin ilimizde serhat folkloru ve kahramanlık destanları-Hakan Arslanbenzer (s. 259-269); Artvin’in yapıları-Mustafa Temur (s. 271-279); Millî Mücadele’nin sonları ve Cumhuriyet dönemine ait belgeler (s. 280-328); Son Teşkilât-ı Mülkiyede Köylerimizin Adları ansiklopedisinde Artvin (s. 329-336). Kitabın sonunda bir ‘Lügatçe’ ve ‘İçindekiler’ kısmı yer almaktadır.[4]

Öncelikle şunu ifade etmeliyiz: Yazımızın girişinden de anlaşılacağı üzere bu çalışmanın samimî bir niyet ve gayretin mahsulü olduğundan şüphe edilemez. Dolayısıyla takdire şayandır. Mamafih, bu niyet, samimiyet ve imkânla ortaya çıkan çalışmaya gölge düşüren hatalar da yok değildir. Bu hatalar, kitabı kaynak olarak kullanacakların daha ihtiyatlı olmalarını gerektiriyor. Biz bu yazımızda, eserdeki bazı hatalara işaret etmek istiyoruz.

Bununla beraber, bu hacimli kitabı baştan sona tetkîk edecek değiliz. Kitapta kullanılan belgelerin aslını görmedik. Bütün belgelerin aslını görerek yapılacak bir incelemenin, yahut ikinci baskıda eserin yeniden gözden geçirilmesinin daha faydalı olacağını düşünmekteyiz. Biz sadece kitaptaki belge fotokopilerinden yola çıkarak göze ilişen bazı kusurlara işaret etmek istiyoruz. Bu kusurları şöyle özetleyebiliriz:

1.      Belgelerin yeni yazıya naklinde belli başlı bir yol tutulmamıştır. Bundan dolayı imlâ birliği yoktur.
2.      Bazı ibare ve ifadeler atlanmıştır.
3.      Bazı ifadeler yanlış okunmuştur.
4.      Bazı özel adlar yanlış okunmuş, bunların bir kısmı da değişik imlâyla verilmiştir.

*

Sözü uzatmadan, kitapta göze batan bazı hususlara işaret edelim.

Kitapta yer alan belgelerin yeni yazıya nakli sırasında imlâ birliği göz ardı edilmiştir. Meselâ: Tahkîkât-ı lâzime, Mâ-beyn-i Hümâyûn Başkitâbet-i Celîle, ber-vech-i ma’rûz, Livane Kâim-makâmı, me’mûl-i kavî vs… Bu ifadelerde kullanılan imlâya bakınca, metinlerin titizlikle aynen aktarıldığı zannedilir.

Diğer taraftan şunlar da göze çarpıyor (Öncekiler, söz konusu kitapta verilen şekli, eğik çizgi işaretinden sonrakiler ise asıl metinlerde kullanılan doğru imlâya göredir): Düşmân/düşmen, için/içün, Rusyalı/Rusyalu, idrakdan/idrakden, idrâkına/idrâkine, kırââtla/kırâ’etle, tarihli/tarihlü, çıkarıp/çıkarup, kalırsa/kalur ise, müzâharet/müzâheret, kale/kal’a, hazerâtıyla/hazerâtiyle, muvafakatları/muvafakatleri…

Buna benzer hatalar uzayıp gidiyor.

Bazı özel adlar, belgelerin hepsinde aynı yazıldığı hâlde yeni yazıdaki metinlerde farklı şekillerde yazılmıştır. Önce yanlış, sonra doğrusu şöyledir:

Yer adları: Posof/Poshof, Çaksor/Caksu, Zorzuna/Zurzuna, Cilvus/Cilavus, Ahıska/Ahısha, Hatula/Hula, Kütaes, Günayis/Kutais, Kutayıs, Çoruh/Çoruk, Hartoyis/Hertvis, Hertus, Zeruşad/Zaruşad…[5]

Şahıs adları:  Şeref Bey/Şerif Beğ, Çemiri/Çiçerin, Midvan/Midivani …[6]

*

Bazı ifadelerdeki yanlışlara örnekler, önce yanlış sonra doğrusu (sondaki rakamlar, sayfaları göstermektedir):

Buraca vukuat-i harbiye olmadığı/buraca bir vukuat-i harbiye olmadığı-17.
Cümlesi bu uğurdan/… bir uğurdan-19.
Bütün fesatlar/büyük fesatlar-29.
Ahalinin teslimi/… teslîhi (silâhlandırılması)-31.
Bağtetenye cebren/bağteten ve cebren-31.
Ahd-i berreyn-i şevketleri/… berîn-i şevketleri-73.
Mülk-i Osmanî kırılmış/… kılınmış-73.
Cenab-ı Vâcibi’l-Mülûkânemizde hazretlerine/Cenab-ı Vâhibü’l-Mülk Hazretlerine-73.
Arzu hamd ve şükrân-ı bî-pâyân eylerim/arz-ı hamd ü şükrân…-73.
Bâd-i memnûniyet/bâdî-i memnuniyet-73.
Cenâb- Hak cümlenizi/… cümlemizi-73.
Kahraman Türk Ordumuz/Kahraman Şark Ordumuz-97.
Ardahan’a bir mutasarrıf taayyün etdiği gibi/ … tâyin etdiği-99.
Millet hükûmetine karışmış/… hükûmetine kavuşmuş-129.
Satveti karşısında edinmiş işlerin/ … ümid-bahş işlerin-129.
Şu cümlede beş hata yapılmıştır. (Doğrusu siyah dizildi): Gürcüler un dolu kamyonlarla Hatula’ya(?) müteveccihen Batum’a hareket eylemişlerse de Acara cenubunda ahâlî-i İslâmiyye tarafına tevkîfi ve onlar müsadere olunmuşdur/… kamyonlarla Hula’ya  müteveccihen Batum’dan hareket eylemişlerse de Acara Suyu’nda ahâlî-i İslâmiyye tarafından tevkîfi ve unlar müsadere olunmuşdur-133.

Meclis … salâhiyetnâme vermiştir/ Meclis … salâhiyet-i tâmme vermiştir-135.
Hudûd i’tibârı/hudûd-i itibârî-135.
Muvaffakiyetleri hâlinde/muvafakatleri hâlinde-135.
Muhârebesini mevki ahvâline/muhârebesi vukuu ihtimâline-135.
Ardahan Artvin ve kazalarının işgali/Ardahan ve Artvin kazalarının işgali-135.
Bu menâtıkı işgal etmiş müsademeye mecburiyet/… işgal içün müsademeye-135.
Çemiri’nin civarında/Çiçerin’in cevabında-139.
Gürcistan mümessilince/Gürcistan mümessilimize-159.
Kafkasya’da mesâilesine/Kafkasya mesâilinin-172.
Âlihâle (?) ibka/alâ hâlihi…-172.
Sovyet hükûmetinin aynı harekete/… aleyhine harekete-175.
Cevap verileceği/ … verilecekse-188.
Elviye-i selase ve El-aziz/Elviye-i selase ve Iğdır-211.

Yazımızı bir yanlış-doğru cetveline dönüştürmemek için bu kadarla yetiniyoruz.

İşaret ettiğimiz yanlışlar, yer aldığı cümleleri, ya anlamsız kılmakta yahut da anlam karışıklığına sebep olmaktadır. Bu metinlere orijinal belge gözüyle bakan genç bir araştırmacı bu kitaptan nasıl yararlanacaktır?

Yanlışlıklar bunlardan ibaret değil.

Bir telgrafın nereden çekildiği önemlidir. Halbuki 13. sayfada yer alan telgraftaki “an Acara-i Süflâ” ibaresi atlanmış.

Bazı cümlelerde atlanan kelimeler de var. Buna da birkaç örnek verelim. Siyah dizilenler kitapta atlanmıştır:

“Emir verilmesine ve bir daha Rusyalular…-31.
Trabzon’un künh ü münevverâtına teveccüh etmekdedir-139.
Bu muvaffakiyeti …. idrakdan dolayı/ Bu muvaffakiyetli günü idrakden dolayı-129.
Her tarafda şenlikler, kal’alardan toplar… (atlanmış)-153.
Londra (okunamadı) ve Almanya uyuşamadılar (okunamadı) askeri Dusseldorf…/Burada okunamayan kelimeAntanta, askeri kelimesi de askerleri olacak-188.

Kitabın 73. sayfasında, Sultan Vahideddin’in, Elviye-i Selase’den gelen hey’eti kabul ederek Kars, Ardahan ve Batum ahalisine hitaben yayımladığı Hatt-ı Hümayun metni yer almaktadır. Fotokopisi verilen 17 Ağustos 1918 tarihliİkdam gazetesinde  Hatt-ı Hümayun başlığıyla yer alan bu metin, yeni yazıda gazetenin adıyla verilmiş; bu metnin Padişaha ait olduğu da adeta saklanmıştır. Zira asıl metinde yer alan Mehmed Vahideddin imzası yeni yazıda verilmemiştir. Aslını okuyamayan birisi bu metni nasıl değerlendirecektir? Bu metindeki yanlışlıklar yukarıda, sonunda sayfa numarası 73 olan satırlarda gösterilmiştir.

Üç vilâyetin ana vatana katılmasıyla ilgili olarak Padişahın yayımladığı Hatt-ı Hümayun’u sayfa altında özetleyen satırlarda da Padişah anılmamış, “… bu vilâyetlerin memleketimize katılımından duyulan memnuniyeti bildiren yazı” denilmiştir.

Kitabın 71. sayfasında fotokopisi verilen 16 Ağustos 1918 tarihli İkdam gazetesinde, üç vilâyette yapılan halkoyu sonuçları verilmiştir. Halbuki aynı sayfada yer alan Anavatana İltihak-Elviye-i Selâse’de Ârâ-yi Umûmiye, Dahilî Şü’ûn-Batum ve Ardahan Hey’eti başlıklı yazılar da verilmeliydi.

Gözden mi kaçtı nedense birçok belgenin başında yer alan besmele de göz ardı edilmiştir.

129. sayfada verilen belge eksik bırakılmış. Bu belgenin aslında, altta, “Lutfen çeviriniz” ifadesi var. Belgenin tamamı için, Kâzım Karabekir’in İstiklâl Harbimiz adlı eserine bakılabilir.

*

144. sayfada yer alan belge de tam olarak verilmemiştir. Halbuki burada, Şark Cephesi Kumandanlığının cevabı vardır:

Hariciye Vekâletine

Makine başında                                                                            Kapadım  21.2.37

 Kars telgrafhanesi, 2/21’de öğleden sonra saat üç buçuğa kadar Tiflis merkezini aramış ve vasıta olan Ardahan Gürcü merkezi, “Tiflis çıkmıyor ve şimdi bulacağım.” gibi cevaplar vermişdir. Tiflis bulununca Ankara ile muhaberesinin derhâl temin edileceği ma’rûzdur.

Telsiz ile dahi Tiflis aranmakdadır. Ancak bugün havanın pek müsait olmaması hasebiyle telsizle de görüşülememişdir.

*

Aynı şekilde 147. sayfadaki belge de eksiktir.

207. sayfada yer alan Bakanlar Kurulu Kararının altındaki isimler ve imzalar karışmıştır. Bu imzaların kime ait olduğu belirtilmemiştir. Parantez içinde (imza) yazmaktansa bu imzaların sahiplerinin adları yazılabilirdi.

Aynı husus, 209. sayfa için de geçerlidir. Burada okunamayan yer de çok! 211. sayfadaki kararnamede Elviye-i Selase’yle birlikte anılan Iğdır isminin El-aziz okunması da, ayrıca bir coğrafya problemi ortaya çıkarmaktadır!

Eh, artık yeter, dediğimiz bir sırada, TBMM’nin 21 Şubat 1337 (1921) tarihli gizli celse zabtı gözümüze ilişiyor. Hadi oraya da bakalım diyoruz. Bu celsenin tamamı konuyla ilgili olduğu hâlde, hazret nedense dördüncü sayfasının yarısından itibaren almayı uygun bulmuş. Halbuki bu celse, “Hey’et-i Vekîle Reisi Fevzi Paşa Hazretleri”nin Gürcistan ve Ermenistan arasında zuhur eden harp ve Kafkasya ahvâli hakkında beyanatı” ile başlamaktadır. Yoksa bu beyanat önemsiz mi sayılmış?

Bu değerli çalışmanın gerçek değerini kazanması, ikinci baskısının gözden geçirilmesiyle mümkündür. Muhterem hey’etin, iyi niyetle kaleme alınmış olan bu yazıda belirtilen hususları değerlendireceğini ümit ediyoruz.


[1] Bu başlıklar, kitaptaki imlâsıyla alınmıştır.
[2] Bu bölümün kimin tarafından hazırlandığı belirtilmemiş.
[3] Bu bölümün kimin tarafından hazırlandığı belirtilmemiş.
[4] Kitabın sonunda yer alan iki tane içindekiler sayfasından birine yazılar, diğerine de belgeler kaydı konulmuş. Lâkin burada bazı başlıklar birbirini tutmamakta ve bazı başlıkların da kimin tarafından hazırlandığı anlaşılamamaktadır.
[5] Burada geçen bazı isimler bugün kullandığımız alfabeden dolayı aslına uygun yazılamamaktadır. Bu sebeple şimdi Ahısha’yı Ahıska, Poshof’u Posof, Çoruk’u Çoruh şeklinde kullanmaktayız. Ama metinler eski yazıyla olduğuna göre bunlar transkrip edilebilirdi.
[6] Şerif Beğ: Yukarı Acaralı Hamşioğullarındandır. Çiçerin: Sovyetler Birliği’nin o zamanki Hariciye Komiseridir. Midivani: Gürcistan’ın o zamanki Ankara elçisidir.