Çizme

Yazar: Üzeyir URAVELLİ

1960’lı yıllardı. Azerbaycan’da Haçmaz ilçesinin Yenihayat kasabasında yaşıyorduk. Henüz on, on bir yaşlarındaydım.

Kasım ayının sisli ve yağmurlu günlerinden biriydi. Ziyaret mevsimi başlamıştı. Ahıskalılar çalışarak bin bir eziyetle biriktirdikleri paraları Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve Rusya yollarında harcardılar. 1944 yılı sürgününden sonra hep böyleydi.

Bir gün bize babamın bibisi oğlu Ahmet amca misafir gelmişti. Ahmet amca, Özbekistan’ın Taşkent vilayeti Yengiyol ilçesinde yaşıyordu. Onun ziyareti, babamı çok sevindirmişti. Zira on seneden beri görmediği bibisi oğluyla görüşüyordu. Misafiri duyan akraba ve bütün komşular bize gelmişti. Misafir odası hayli kalabalıktı.

Akşam yemeği yenilmiş, çaylar içilmiş, sofraya meyveler gelmişti. Kimileri  misafire yakın akrabalarını soruyor, kimileri de maaş ve geçim durumlarıyla ilgili sorular soruyorlardı.

Şimdiki gençler bilmezler; şehir hayatı bir kısım gelenek, görenekleri unutturmuştur. Ahıska’da böyle bir gelenek vardı: Evin gelini veya kızı, misafirlerin ayaklarını yıkar ve sırayla dizerlerdi. Ben ve ablam avluya çıktık, ayakkabıları temizlemeye başladık. Ben ayakkabıların çamurlarını temizliyordum, ablam da onları leğendeki ılık suyla yıkıyordu.

Sıra Ahmet amcanın çizmelerine gelmişti. Çizmenin teki ortada yoktu. Ablam, “Çizmenin teki nereye gitti?” diye sordu. Benim aklıma komşunun köpeği geldi. Bazen bu köpek, avlulara girer, ayakkabıları alır, orasını burasını kemirdikten sonra bir yerlerde bırakırdı. Dışarısı karanlıktı. Gaz lâmbasını alıp etrafı dikkatle araştırdım; yoktu. Ablam da sağa sola baktı. Ne kadar aradıysak çizmeyi bulamadık.

Ablamla odaya girdik ve durumu anneme anlattık. Annem de çok telâşlandı. Bu arada babam misafir odasından dışarı çıktı. Bizdeki telâşı fark etti. Ne olduğunu sordu. Biz de durumu onu izah ettik. Babam bir an durakladı ve sonra, “Ahmet amcanızın bir ayağı yoktur. O zaten tek çizme giyiyor. Üzülmenize gerek yok!” dedi.

Ahmet amca ayağını, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybetmişti. O, Ruslarla Almanlar savaşırken, Rus cephesinde sözüm ona büyük vatan muharebesinde savaşmıştı. Bu savaşta ayağına bir şarapnel parçası isabet etmiş, bacağı dizinin altından kesilmişti.

Babamın anlattıklarına hepimiz çok üzüldük. Annemin gözleri doldu. Ablam ağlamaklı oldu. Çocuk olmama rağmen ben de çok etkilenmiştim.

Hâlâ bu olayı unutamıyorum. Her aklıma geldikçe içim burkulur.