Bizim Ahıska’ya Mektup

Yazan: Prof. Dr. Asif HACILI

Bizim Ahıska dergisini izlemekte ve buradaki yazılara büyük değer vermekteyim.

Okuduğum yazılarda, Ahıska Türklerinin tarihiyle ilgili ciddî, ilmî münasebeti ve bu sahada çalışan meslektaşlarımızın ciddî gözlemleri de çok yerinde ve semerelidir. Genel ve duygusal sözler sarf etmeden, ilmî objektiflik ve vatanperverlikle bu işi devam ettirmek lâzımdır. Size ve bütün meslektaşlarımıza bu çalışmalarda doğru yol ve uğurlar arzu ediyorum.

Derginin dördüncü sayısında çıkan Orhan Uravelli’nin yazısındaki bazı ifadeler ise bizi bu satırları yazmaya sevk etti. Ancak Ahıska Türklerinin medeniyeti ve folkloruyla kendi imkânları dahilinde meşgul olan bir şahıs olarak sizin bazı ifadeleriniz üzerine düşüncelerimi bildirmek isterdim.

Benim 1992 yılında basılan Geribem Bu Vetende: Ahıska Türklerinin etnik medeniyeti adlı kitabım, daha Sovyetler zamanında, Fergana’dan da evvel, 1987-1989 yıllarında başladığım çalışmaların ürünüdür. Bu konuda ilk kitaplardan biri, belki de ilk olan bu kitap, o devirde Sovyet Azerbaycan’ındaki ideolojik şartlar ve imkânlar dahilinde köylerden topladığım değerli folklor ve etnografya malzemesi, kolay kolay elde edilemeyecek Rusça, Gürcüce ve Türkçe belge ve kaynaklar ışığında yazılmıştı. Bu kitabın önemli bir bölümü etnik medeniyet ve folklora, yani o baskı rejiminde, Ahıska Türklerinin Türklüğünü ispat eden materyallere ayrılmıştı. Hatta Ahıska Türklerinin elli yıllık sürgün devrinde hafızalarında ve hatıralarında yaşattıkları, Ahıskalıların kendine ait olmayan bazı folklor materyallerini de kasete almış ve kitapta vermiştim ki, onların Türk oluşu tam olarak aydınlansın.

Tarihe gelince, ola bilir ki, sizin hesap ettiğiniz gibi, bu, profesyonel tarih değil, akademik tarih değil… Birçok meselelerde hatta sıradan insanların hatıralarını kaynak olarak kullandım. Lakin kitabın yazıldığı ve basıldığı devirde böyle materyaller çok azdı. Denilebilir ki, yoktu. Azerbaycan henüz bağımsız değildi ve Türkiye ile münasebeti de yoktu. Arşivlere bakmak imkânsızdı. Herhalde ben, o devirde mümkün olanı, elimden geleni yaptım. Ahıska Türklerinin tarihi hakkında umumî, sizin ifadenizle “popüler” bilgiler veren, onların millî karakterini, etnografyasını, mitologyasını, manevî âlemini, toplum hayatını, folklorunu, bütünüyle Türk etnik kimliğini şanlı ve saf materyallerle, bazı genellemelerle ilk defe geniş şekilde gösteren bir kitap yazdım. En önemlisi, bu kitap halk ve önde gelen Ahıska münevverleri tarafından kabul gördü.

Geribem Bu Vetende, Ahıskalı olanların vatan bilgisini belirli ölçüde artırdı. Bu sayede Azerbaycan’da Ahıska Türkeri daha iyi tanındı. Mesxet, Mehseti Türkleri gibi sahte adlar ortadan kalktı. Bu kitaptan hayli zaman sonra ve ondan istifade ederek Azerbaycan’da Ahıska Türklerinin tarihi, dili hakkında kitaplar, makaleler yazılıp basıldı (Ş. Gurbanov, İ. Kazımov, A.Yunusov vb.). Ahıska ile ilgili makalelerim 90’lı yılların öncelerinden Türkiye’de, Türk Dünyası AraştırmalarıTürk KültürüMillî FolklorErciyasAzerbaycan Türklerive yakın zamanlarda da Bizim Ahıska dergisinde çıktı. 2001 yılında benim haberim olmadan Ankara’da Atatürk Kültür MerkezindeAhıska Türk Folkloru adlı kitap neşredildi. Bazı yazılar da Rusya, Bulgaristan ve Orta Asya’da basıldı. Ancak mesele kesinlikle bu değildir. Ben samimî fikrimi söylüyorum. Her bir esere objektif, zamanı da dikkate alarak ve ilk sırada o eserde olmayanlara değil olanlara bakarak değerlendirmek gerekir.

Bu kitabı, birçok âlimler, yazarlar, gazeteciler ve sade insanlar değerlendirmişlerdir. Meslektaşlarım da onun bilgi, kaynak ve materyallerinden geniş bir şekilde istifade etmişlerdir. Sizin de, benim de saygı beslediğimiz ve emekdaşlık ettiğimiz Yunus Bey Zeyrek de bu kitabı takdir ederek değerlendirmiştir. Zeyrek, Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri adlı kitabında demiştir ki, “Hacılı’nın kitabı, titiz bir çalışma ve canlı kaynaklardan istifadeyle meydana getirilmiştir. Ele aldığı konular da, bu sahalarda araştırma yapacak olanların yolunu açacak değerdedir(s. 223)”

Sade insanlardan aldığım teşekkür mektupları ile telefonları da minnettarlıkla anıyorum.

Ancak sizin Bizim Ahıska dergisinin Aralık 2005 sayısında çıkan makalenizdeki bazı ifadeleri, adaletsiz, haksız ve subjektif olarak değerlendiriyorum. Ben ilimde ve millî meselelerde gayrı ciddî işle meşgul olmamışımdır. Dolayısıyla kimsenin beni bu şekilde itham etmeye hakkı olmamalıdır.

Sizin bu nezaketsiz ve iddialı ifadenizde, Ahıska Türklerinin millî tarihi meselesinde az da olsa belirli rol oynamış bir kitap hakkında objektif ilmî rey değil, tek kelimeyle subjektif hüküm ses veriyor. Düşünüyorum ki, Bizim Ahıska gibi hürmet ettiğim bir dergide seslenen bu hükmünüz, hele Sovyet döneminde birçok insanın Ahıska sözünü bile bilmediği bir zamanda dostlarımın (onların adı kitapta verilmiştir) yardımlarıyla, yüzlerce insandan aylarca topladım, umumileştirdim, kasetlere ve yazıya alarak basıma hazırladım. Hiç basılı kaynak  ve resmî destek olmadan, birçok olumsuzluk ve mukavemete aldırmadan, şahsî istekle ve vesait hesabıma topladığım orijinal materyali, her bir mani, her bir türkü, her bir şiir için bir bir köyleri gezerek çektiğim bin bir zahmeti hesaba katmayan meslektaşımın bu olumsuz tavrı çok üzücü ve yaralayıcıdır.

Ne var ki bütün bunlar hayatta görülen şeylerdir.  Bana hiçbir kıymet lâzım değil ve katiyen buna ihtiyacım da yoktur. Benim manevî ihtiyacım, zahmetimin gerekliliğini anlamak ve yolumun doğruluğuna inanmaktır. Yalnız şunu arzu ederdim ki, meslektaşlarım, haksızlık etmesin, şahsî ilgisi ile ilmî objektifliği birbirine karıştırmasın. Bu mektubu da bir cevap olarak değil, sizin ve Bizim Ahıskadergisinin faaliyetinin gerekliliğine inanıyor ve saygı duyuyorum.

Bizim Ahıska’ya ve size başarılar arzusuyla hürmet ve muhabbetlerimi gönderiyorum.