On Beş Yıl Önce Yazılmış Bir Mektup

Yazar: Yusuf URAMALI

Bayram Şahbazoğlu, 1938 yılında Ahıska’nın Adigön ilçesinde dünyaya geldi. Henüz ömrünün çocukluk çağında, yedi yaşındayken topyekün sürgün felâketi onu ailesiyle birlikte Özbekistan’a attı. Sürgün hayatında hayat mücadelesini başarıyla verdi, okudu ve veteriner hekim oldu.

Bir raslantı sonucu Türkiye’den, henüz yüksek tahsil öğrencisi olan Yunus Zeyrek’le mektuplaşmaya başladı. İlk yıllar mektuplarında sürgünden bahsetmemeye özen gösterdi. Emekli ve yaşlılık çağında, Özbekistan’da Fergana olaylarını gördü. Bu olaylardan sonra yaşamakta olduğu Taşkent’in Yengiyol ilçesini terk ederek Azerbaycan’a, oradan da Ukrayna’ya geldi. Oğulları, gelinleri ve torunlarıyla Xerson vilâyetinin Degmarovka ilçesine yerleşti. 2000 yılında burada vefat etti. Bayram Şahbazoğlu, Yunus Zeyrek’e gönderdiği bir mektupta, vatan hasretinden, sahipsiz kalmaktan ve ölüleri her yanda bırakmaktan şikâyet etmekteydi. Acı kader onu da bir başka gurbette Azrail’le tanıştırdı.

Ahıska’da dünyaya gelip, Türkistan içlerinde yaşadıktan sonra Ukrayna’da toprağa girmek nasıl bir şey…

  İşte mektubu:

Şanlı Mektub

Elima aldım kalemi, yürekden yazdım selami.

Evvela canımın canı, gözümün nuru olan Yunus, sana çok selam edip gözlerinden öperim. Hem de o yaradan Allah’dan sağluğun diliyerux. Gelinimize de selam deyüp hali hatrını sorarım.

Ekrem Şamil canıma da selamımı gönderirim. Ve geride kalan çel ve çocuxlara da selamımı gönderirim. Yunus, sen diyersin ki Köksal çürük çıxdı. Ha eledir. Lakin sen benim öz dayımın oğlisin. Ben ele diyerim ve ele da biliyerim.

Yunus, senin Zaman gazetesinde yazduğun Ahıska Türklerinin Dramını, Karabağ’ın Kara Güni diyen ve yazan satırlarını oxudum. Bunun içün sana çox teşekkür ederim.

Yunus senin baban ve anan hem de kardaşların nerede yaşiyerler? Benim dayımın çel ve çocuxları kaç tenedür? Bene yaz. Çünki şimdi o zalim Sovyet devleti yoxdur, öldi, derin getsin.

Yunus canım, benim içim yeniyer. Çox çox vetene hesretlendim. İrali Gürci papazlari diyerdi ki sizi Sovyet hökmeti sürgün etdi, biz bilmiyerux, Moskova bilür diyerdiler. Lakin şimdi Sovyet hükümeti yoxdur, Moskova yoxdur. Lakin zalim Gürci papazlar hâlâ da vatanın kapısıni açmiyerler. Bilmem ki işimiz ne olacax… Vatanın acısi bir yana, ölilerimizi her yanda bıraxiyerux. Özbekistan’a, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Rusya’nın Krasnodar, Stavropol, Rostov Don Ülkesinde, Ukrayna’da, Smolenski, Voronej, Kabartay, Balkar, Çeçen-İnguş’da ve nihayet Azerbaycan’da yaşiyerler. Sen bir fikir ver ki bizi Stalin ve Beriya ne günlere koydi…

Yunus canım, bizim sahabımız yoxdur. Ona sebep bizi bele etdiler. Ben bir şey düşüniyerim ki Türkiya, Kıbrıs ve Bulgar Türklerine sahap çıxiyer. Biz hakiki toprağımız bir, kanımız bir, bize baxmiyer… İsrail Yahudilere; Almanya Nemislere sahap oliyer, götüriyer. Bize Türkiya baxmiyer. Bunun sebebini bilemiyerim, benim canım Yunus.

Türkiya, 1987 yılında Batum’dan karayolunu açdi. O yoldan Gürci papazlari Türkiya’dan mal alıp, getüriyerler ve Türkler de Gürcistan’a gelip gediyerler. Lakin bize baxan kimse yoxdur.

Ben sizden umud ediyerim ki sen bizim yanmiş yüreğimize su serpip söndüresin. Turgut Özal …….diyerler, o bize baxmaz; Süleyman Demirel bize baxmasi mümkün… Sen axır şairsin, çox bir şeyler bilürsün…

Yunus, bizler sağ ve selemetux. Sizlerin de sağ ve selemet olmazi o gözel Allah’dan dilerim diye burada mektubumi kurtariyerim. Sizler her daim benim yadımda daima ve ebedi kalacaxsız. Allah nasip etse, bizi vatana kavuştursa çox gözel olacax.

Bu mektubi oxuyan ve dinniyanlara, bize selem yox mi diyen şirin dillere maxsus selem edüp gözlerinden öperim.

Yazan, senin can kardaşın Bayram.

 

15/III/1992