Hayat Bizi Sınıyor

Yazar: Resul HAMİDOĞLU

Hayatta öyle olaylar var ki, unutulur, hatırdan çıkar, hafızadan silinir, izi bile kalmaz. Bazı olaylar da var ki unutulmaz, yıllar geçse de izi silinmez.

Bugün bizi düşündüren, halkımızın acı hayatıyla dolu olan sürgün yılları,  bu ikinci türdendir. Bu, öyle bir millî acıdır ki kalpleri kan eylemiş, hafızalarda silinmez izler bırakmıştır. Bu sürgünü yaşayanlar ve onların çocukları, hatta torunun torunları, bu acıyı unutmayacak, her nefeste vatan diyecektir. Biz, dünyadan göçüp gitmiş dedelerimizin, ninelerimizin anlattıklarını hatırlayıp sine dağlayacağız…

Hatırlıyorum, tam on sene evvel, bir arkadaşlarımla sokakta oynuyordum. Bir kenarda oturan üç ihtiyar ninenin konuşmaları dikkatimi çekmişti. Acaba ne konuşuyorlardı, diye merak ettim. Evlâtlarından mı, sağlık durumlarından mı bahsediyorlardı, yoksa yaşadıkları olayları mı hatırlayıp kâh üzgün, kâh gülüp konuşuyorlardı…

Dikkatle baktım, yüzlerinde neşeden çok üzüntü okunuyordu. Gülüşlerinde bile acılık vardı. Evet bunlar, kahramanı yahut şahidi oldukları olayları hatırlıyor, onları anlatıyorlardı. İşte o uğursuz sürgün yıllarını… Her biri bir şey anlatıyordu….

Hangisi söze başlasa, konuştukça gözlerinden yanaklarına doğru yuvarlanan damlaların sayısı gittikçe artıyor. Bir yandan anlatıyor, bir yandan da yazmasının ucuyla bu yaşları siliyorlar…

Bu gözyaşlarının sebebi neydi, diye düşündüm. Çok geçmedi ki ninelerden biri ayağa kalktı, “Öyle susadım ki… Vatanın bir puvarından su getirseler de doya doya içsem…” dedi. Bu cümleyi o kadar içten söyledi ki, o pınar nerede diye düşündüm. Sonra anladım ki, bir ömür boyu geçen seneleri bir yana bırakarak hâlâ vatan hasretiyle yanıp tutuşuyor… Sürgünde, buz kesen trenlerde, açlık ve soğuktan ölen akrabalarına, amcalarına, kardeşlerine yanıyorlardı.

O zaman daha çocuktum. Vatan özleminin ne demek olduğunu iyi anlamasam da vatanın ne demek olduğunu anlıyordum; ama bilmiyordum ki, bir gün bunlar bütün Ahıska gençleri gibi beni de derin derin düşündürecek.

Sevgili genç arkadaşlarım, hayat bizi sınıyor! Biz, bu sınavlardan alnı açık, yüzü ak çıkmalıyız ki, vatanımıza lâyık bir insan olarak yetişelim. Unutmayalım ki hayat imtihanı, ömür buyu vereceğimiz imtihanların en çetini, fakat en şereflisidir. Bence bu düşünceler, her Ahıskalı gencin kafasını meşgul etmelidir… Aksi takdirde atalarımızın ruhları ve onların aziz vatanı Ahıska bize ne der?

Gençlik, hayatın bezeği, ömrün ziyneti! Gençlik, değişen, yenilenen, yüce zirvelere doğru uzanan hayat yolu! Bu yoldan geçenlerin kalbinde yüce duygular ve ışıklı hatıralar yaşar…

Aziz arkadaşlarım, gelin hayatımızı mânalı değerlendirelim. Yalnız kalbimiz için değil, başkaları için de yaşamayı öğrenelim. Gelin hayatın yollarında emin adımlar atalım ve yıkılmadan yürüyelim. Çünkü halkımızın gençlere ihtiyacı var.

Unutmayalım ki hayat bizi sınıyor. Biz bu sınavlarda başarılı olursak, vatana doğru bir adım daha ilerlemiş oluruz. Bu yolda ilerledikçe yüceliriz. Aksini düşünebiliyor musunuz?


* Resul HAMİDOĞLU Lise öğrencisi, Honaz-Denizli.