Iğdır’dan Mektup

Yazar: Enver EMİN

Sayın Yunus Zeyrek,

Merhaba!

Size, bu mektubu, 1938 yılı Gürcistan doğumlu, 1944 yılı Orta Asya’ya sürgün olan, 1993 yılı Türkiye’ye gelen Ahıska Türklerinden Enver Emin Iğdır’dan yazıyor.

Size, ailenize ve bütün Türkiye’ye sevgilerimi, saygılarımı, selâmlarımı gönderiyorum. Allah’tan sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Allah Türkiye’mizi vatanımızı, ordumuzu bütün kaza ve belalardan, afatlardan, kötü hayın düşmanlardan korusun, saklasın. Çünkü biz vatansız çok yaşadık. Vatan demek ne demek, biz onu da iyi biliyoruz, vatanın kadrini de iyi biliyoruz. Vatansız, yaşayıp görmeyen insanlar, ne vatanın kadrini bilirler ve ne de vatan ne demek onu da bilmezler. Onun için vatana her türlü kötülük, hayınlık ve düşmanlık yapabilirler ki zaten yapıyorlar.

Sayın Yunus Zeyrek, size mektup yazmamın sebebi, kasım ayında TRT–2 kanalında sizi, Ahıska Türkleri konusunda çok güzel, iyi konuştuğunuzu izledim. Çok çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun, çok çok dualar ediyorum. Sizin o programda konuşan Paşa Ali Veysel ile Gürcistan’da bir köylü Aspinza köyünde yaşıyorduk. Kazakistan’da da ilk bir köyde yaşıyorduk. Yakın komşuyduk. Sonra 1959 yılı bizim millet, Azerbaycan’a gitme olayı çıktı. Zaten biz millet hâlâ oradan oraya sürgün oluyor. Paşa Dadagil, eski başkent Almatı’ya yakın Miçurin diyen köye, biz de Esiv diyen ilçeye yakın Krasnıy-Vostok diyen köye taşındık.

Siz TV konuşmanızda diyordunuz ki Kazakistan’da oldum, bilmiyorum hangi köylerde oldunuz, kimler sizi karşıladı?

Sayın Yunus Zeyrek, size mektup yazıp sizi rahatsız ediyorsam, beni affedin, bağışlayın. Zaten bütün söylemek istediklerimi mektupla yazmak olmaz.

Sayın Yunus Zeyrek, bu bizim milletin başına gelenleri siz iyi biliyorsunuz, tüm dünya iyi biliyor, Türkiye de iyi biliyor, herkes de iyi biliyor. Ama bu millete sahip çıkan olmamış. Ne o zaman, ne sonra ve ne de şimdi. Onun için bizim milletin Gürcistan’da yaşadıklarından alın da Orta Asya devletlerinde yaşadıkları, oradan Türkiye’ye geldiğimiz bu zamanlar içinde başımıza neler geldi, neler gördük… Bunları yazmak istemiyorum. Eğer hepsini bir bir inceleyip örnekler verip yazsam mektubum mektup olmaz, ya bir kitap olur ya da bir roman…

Şimdi ben Türkiye’ye geldikten bugüne kadar çok mektuplar yazdım, ama boşu boşuna. Mektuplarıma ne cevap ve ne de haber alamadım. Bakın sizin yaptığınız programlar gibi çok çok Ahıska Türkleri konusunda programlar oluyordu. Ama ne benim mektuplarım ne sizin program ve ne de başka programlar hiç kimseyi ne etkiliyor, ne ilgilendiriyor, ne de kimse merak ediyor… Hiç kimsenin umurunda değil. Hükümet tarafından bir kimse Ahıska Türkleri diye konuşan gördüz mü, izlediz mi?

Sayın Yunus Zeyrek, mektubum güzel iyi olmuyor, hatalarım çok. Çünkü ben Rusça, Kazakça okuduğum için. Bene Türkçe yazmak zor oluyor, size de okumak zor olacak. Yine de okumanızı rica ederim. Daha ne yazem? Hoşça kalın.

Saygılarımla.

Enver Emin-Iğdır